babelblogs

hosted by cafebabel.com

ISTANBUL

Genç Türkiye'nin Avrupalı Perspektifi

To content | To menu | To search

20

08

2008

AB Yol Haritası Tamam

eu-turkey1

TÜRKİYE’NİN AB sürecinde yeni yol haritasını gösteren Ulusal Program’ın ana hatları belirlendi. Hükümetin, muhalefet ve STK‘ların tartışmasına açacağı Ulusal Program taslağında yargı reformu, insan hakları ve fikir hürriyeti konusunda önemli taahhütler verdi. Türkiye'nin AB sürecinde yeni yol haritasını gösteren Ulusal Program’ın ana hatları belirlendi. Ekim ayında Meclis’in açılmasıyla birlikte Ulusal Program’da yer alan 131 yasanın çıkarılması için çalışmalara başlanacak. 400 sayfadan oluşan programda Anayasa değişiklikleri de öngörülüyor. Ulusal Program, üretimden tüketime, sağlıktan eğitime, tarımdan sanayiye, enerjiden çevreye, adaletten güvenliğe, günlük yaşamın her alanında köklü değişiklikler getiriyor. Programın giriş bölümünde, AB’ye, ‘Türkiye’nin, hedeflerine ulaşmasını sağlayacak en önemli projesi Avrupa Birliği’ne tam üyeliktir. Avrupa Birliği’ne üyeliğimiz, halkımızın desteklediği ulusal bir hedeftir’ vurgusu yapıldı.

Continue reading...

08

08

2008

"Tılsımlı Şehir İstanbul"

istanbul"Tılsımlı Şehir İstanbul" kitabı ARCHIMEDES Projesi kapsamında yayımlandı MED-PACT Programı kapsamındaki ARCHIMEDES Projesi çerçevesinde hazırlanan "Tılsımlı Şehir İstanbul" kitabı yayımlandı. Kentsel dönüşümü ve Akdeniz’de ekonomik işbirliğini geliştirmeyi ve sürdürülebilirliği artırmayı hedefleyen ARCHIMEDES Projesi, Venedik (İtalya) ve İstanbul eş-liderliğinde; Cenova (İtalya), Bordo (Fransa), Beyrut (Lübnan), Oran (Cezayir) ve El-Mina (Lübnan) belediyelerinin de katılımı ile yürütülüyor. Projenin amacı, AB üyesi ortakların iyi uygulamalarından faydalanarak MEDA kapsamında kamu-özel sektör ortaklıkları oluşturmak, sivil toplumu harekete geçirmek, sürdürülebilir turizmi desteklemek ve kültürel mirasın değerlendirilmesi amacı ile kurumsal düzenlemeler ve araçlar oluşturmaktır. İstanbul Eminönü'de bulunan Çemberlitaş-Mahmutpaşa-Yeni Cami arasındaki güzergah, bu doğrultuda pilot bölge olarak belirlenmiş ve stratejik program çalışması yapıldı.

Continue reading...

22

07

2008

500 bin Şirkete AF 500 bin Mezuna HACİZ Geliyor!!!

kyk

Bazı anlar olur ki bu kadar da haksızlık olmaz dersiniz, bu da o anlardan biri. Türkiye'de üniversite mezunlarının büyük bir çoğunluğu mezun olduktan sonra yıllarca iş bulamıyor, bulunca da ihya olmuyor. Gündem bolluğu yaşanan ülkemizde öğrencilerin ve mezunların sıkıntılarını sahiplenen hiçbir siyasi parti yok. Seçimde yalandan dahi olsa milyonlarca öğrenci ve mezundan söz eden de yok. Herkesten alacağını öteleyen devlet sıra üniversite öğrencileri ve hayat kurma savaşındaki yeni mezunlara gelince aslan kesiliyor. Peki neden buna ses çıkaran yok, öğrenciler ve mezunların bu derece kayda alınmadığı bir ülkede sosyal adalet ve demokrasiden söz edilemez. Fransa ve Yunanistan'da öğrenciyi ve yeni mezunları karşısına almak yürek ister, bizde ise biraz vicdansızlık 500 bin kişiyi ezmeye yetiyor. Maliye Bakanı 500 bin şirketin borcunu sileceğini açıklarken, Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü çıkmış 'Kredi borcunu ödememiş 500 bin üniversite mezunun maaşına haciz koyacağız' diyor.

Continue reading...

03

07

2008

Darbe Günlükleri ve Ergenekon

ergenekon

DARBE hazırlığındaki Ergenekon örgütüne üye olmakla suçlanan birçok kişi gözaltına alındı. Dünyayı vuran ekonomik bunalımın üzerine gelen bu operasyonla birlikte Türkiye ekonomisnde gidişat pek iyi görünmüyor. Yargılanan düşüncenin yargılandığı bu süreçten bedelsiz çıkmamız mümkün görünmüyor ama “darbelere hayır” diyerek suskunluk sarmalından çıkabilirsek hasar minimuma indirilebilir. Devletin güvenlik kurumları tüm engellemelere rağmen çarka çomak sokmaya devam ettiği sürece Türk demokrasisinin kazançlı çıkacağından zerre şüphe yok.

Türkiye demokrasisi sırasıyla 1960, 1971, 1980, 1997’de de biri post modern olmak üzere 4 ölümcül darbe yedi ve hiçbir darbeci yargılanmadı. Demokrasi serüvenimize her seferinde sil baştan yeniden başlamışız ve bunun sorumluları hiçbir dönem yargılanmamışlar. Menderes hariç tüm siyasi liderlerler de kapalı kapılar ardında tıpış tıpış hizaya gelip halkın önünde demokrasi artistliğine soyunmuşlar.

Continue reading...

17

06

2008

Dünyada Kanka ve Akraba Demokrasileri Dönemi

erd-gul

RUSYA Devlet Başkanlığı’na Putin’in 20 yıllık arkadaşı Dimitry Medvedev’in seçilmesinin ardından Devlet Başkanlıkları’nda Kanka Demokrasi'si dönemi mi yaşanıyor. Devlet Başkanlıkları’nın eşe dosta teslim edildiği bu rejimlerin tam olarak demokratik cumhuriyet olarak tanımlamak güçleşiyor. Rusya’da Devlet Başkanı seçilen Medvedev’in Putin’in yakın arkadaşı olması, halkın desteğini almasında büyük ölçüde etkili oldu. Türkiye’de de Başbakan’ın “kardeşim” diye hitap ettiği Eski Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu. Fransa'da Cumhurbaşkanı Niclos Sarkozy'nin oğlu Jean Sarkozy, Haut De Seins'de Meclis Grup Başkanı, Arjantin, Azerbaycan ve Küba'da ise devlet başkanlıkları akrabalar arasında el değiştirdi. Fazla düşünmeden bunlara daha birçok örnekler verilebilir.

Continue reading...

14

06

2008

Umut Bağlanan Yazboz Tahtası ÖSS

oss

Önümüzdeki Pazar günü milyonlarca gencin gelecek umutlarını bağladığı ÖSS yapılacak. Ancak neredeyse her yıl değişen sınav sistemi yüzünden öğrenciler yine sudan çıkmış balık gibi. Türk eğitim sisteminin başındaki 'çok bilen!' büyüklerimiz yıllardır hangi sistemin daha verimli olacağı konusunda mutabık kalabilmiş değil. Oysa yazboz tahtasında çevirdikleri, sandıkları gibi basit bir sistem değişikliği değil bir ülkenin geleceği.

Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı'na ayrılan bütçenin Mili Eğitim'in katbekat üstünde olması bu işe çözüm getirecek insanların zihniyetini ortaya koymuyor mu...

Yapmayalım, kendi elimizle geleceğimize ambargo koymayalım. Tek sınava dayalı, öğrencinin yeteneklerini göz önünde bulundurmayan, ezbere dayalı, çalmacı çırpmacı yöntemle buraya kadar. Çürümüş bir eğitim sisteminin etrafında nemalanan dershaneler, yetkililerin bile 'Dershane şart' minvalinde yaklaşımlarıyla kar eğrilerini her geçen yıl daha da şahlandırırken sonunda elimizde kalan koca bir hiç olacak.

ÖSS'ye girecek arkadaşlara bol şanslar ve zihin açıklığı diliyorum.

Taylan SIĞIRCI, Istanbul

13

06

2008

Demokrasi'nin Kader Maçı'nda Son 20 Dakika... Karar Hake(i)me Kaldı

Vaktiyle güçlüden yana olarak nemalanmak peşinde olanlar, kendilerini vatan sever ilan edip günahlarına ortak olmak istemeyen ölümüne vatanseverleri vatan haini ilan edip "sabah 3'te" yağmurlarla başka diyarlara yollayan dar kafalı arkadaşlar şu sıralar da başka bir kavramı lekelemekle meşguller. Bu elitist, anti semitist ve sözde sekülerler kendilerini ulusalcı olarak tanımlarken, kendileri gibi düşünmeyen fikri ve vicdanı hür Türkleri ulus düşmanı olarak göstermeye çalışıyorlar.

Continue reading...

10

06

2008

Türkiye’den Reggae Sesleri

reggae

Burak SOYER

Temelleri 2004 yılında atılan Türkiye’nin şu andaki tek reggae grubu Sattas Balans, Nayah gibi yerlerde performanslarını sürdürüyor. 17 adet bestesi olan grup baharda albüm için stüdyoya girecek

Türkiye’de reggae’yi takip edenlerin aklına Rus Memo, Da Frog, Homegrown Soundsystem gibi isimler gelecektir. Ancak DJ’leri saymazsak grup olarak üzerine pek fazla üzerine düşülen bir tür olamadı reggae. 2004 yılında temelleri atılan Sattas bu açığı kapatma amacıyla yollarına devam ediyor şu sıralar. Grubun şu anki perküsyoncusu Derya Eke ve vokal Orçun Sünear tarafından kurulan grup 2005’in başlarında beş kişilik kadrosuyla çalışmalara başlamıştı. Ancak mevzu bahis reggae gibi Türkiye’de icrası zor bir müzik türü olunca ve işin içine mecburi ayrılıklar girince asil kadronun toparlanması zor olabiliyor haliyle. Şu anki kadroya göz gezdirecek olursak. Orçun ‘LEO’ Sünear (vokal, harmonica, melodica), Aybar Aydın (bas gitar), Mehmet ‘DAS’ Yüzbaşıoglu (davul), Erdem Birgül (gitar), Onur ‘Teko’ Tekinalp (klavye), Derya ‘derryll’ Eke (perküsyon, Nayahbinghi), Mert Fehmi Alatan (trompet), Barış Ertürk (saksafon)’den oluşuyor. Sattas ilk performanslarını Nayah’ta ve Peyote’de sergiledi. Ancak bu yıl içerisinde sık sık Balans’ta sahne aldı. Özellikle reggae efsanesi U-Brown’la beraber çaldıkları Balans performanslarının reggae severleri hayli memnun ettiğini söylemek mümkün. Bob Marley’nin 63. doğum günü partisinin Babylon’da ‘kapalı gişe oynaması’nda Sattas’ın payının büyük olduğunu söyleyelim. Grup tanıdık reggae üstatlarının parçalarını cover’lıyor. Fakat bu repertuarın içine rock, ska, dub tınılarını da eklemeyi unutmuyor. Ayrıca şu ana dek çoğu dünya sorunları ve barış içerikli 17 adet kendi şarkıları da var ve önümüzdeki birkaç ay içinde albüm için stüdyoya girecekler. Grubun performansları özellikle Nayah’ta çok izlenesi oluyor. Çünkü evlerinde gibi davranıyorlar ve vokal Orçun Sünear sahneye hayli hakim. Arkasındaki yedi kişi de ona aynı şekilde eşlik edince ortaya tadından yenmez bir görüntü çıkıyor. İstanbul’dan reggae tınılarını duymak isteyenlere bir kere görün deriz. www.myspace.com/sattas

02

06

2008

Ali Kemal de Bağımsız Bir Devlete İnanmış

Londra Belediyesi’nin yeni başkanı Boris Johnson’un, kendisi gibi politikacı ve gazeteci olan babası Stanley Johnson, Ali Kemal ve Türkiye ile ilgili duygularını anlattı. stanley GAZETECİ Ali Kemal'in torunu Boris Johnson Londra Belediye Başkanı seçildikten sonra, hem İngiltere hem de Türkiye'de Johnson Ailesi’nin Türklüğü üzerine çok konuşuldu. İngiltere'nin önde gelen gazeteci ve politikacıları arasında adı geçen İngiltere'deki Johnson Ailesi, uzun süre sessizliğini korudu. Sonunda aile adına Londra Belediye Başkanı Boris Johnson'un babası, kurt siyasetçi ve yazar Stanley Johnson konuştu. Vatan hainliğiyle yargılanan ve 1922'de linç edilen Gazeteci ve eski Bakan Ali Kemal'in torunlarından oluşan Johnson Ailesi’nin kendilerini ne kadar Türk hissettiğini, dedelerini nasıl hatırladıklarını, Türkiye hakkında ne düşündüklerini anlattı. Stanley Johnson, vatan hainliğinden yargılanan dedesinin de Atatürk gibi, Türkiye’nin iyiliğini istediğini söyledi.

Continue reading...

03

05

2008

Türk Basınında Tarihi Gün Bulvar Gazetesi Kapandı

Cafebabel, Istanbul

TÜRKİYE'nin tek erotik gazetesi Bulvar uzun yıllardır devam ettiği yayınını durdurdu. bulvar Türk Medya grubunun çatısı altında yayınına yıllardır devam eden Medya dedikodu sitesi medyatava.com'un haberine göre Bulvar'ın kapanma nedeni muzır haberlerden dolayı üst üste kesilen para cezaları. Günlük 40 bin civarında tiraja sahip bulunan Bulvar gazetesi, az sayıdaki çalışanıyla kağıt masraflarını karşılayabilen sayılı gazetelerdendi. Bulvar erotik gazete olmadan önce ciddi yayın çizgisiyle de biliniyordu.

30

04

2008

Başlar&Ayaklar Ve Taksim'de 1 Mayıs

1 MAI

Özcan TİKİT

1977 yılında 35 kişinin yaşamını yitirdiği günden bu yana Istanbul belki de ilk kez bu kadar gergin şekilde 1 Mayıs İşçi bayramını daha kutlamaya hazırlanıyor. Evet ne yazık ki niyeti belirsiz yöneticiler nedeniyle bu yıl 1 Mayıs İşçi Bayramını bir kaos havasında geçireceğe benziyoruz. İşçi sendikaları geçen sene yapılan kanlı önlemelere rağmen bu yıl 1 Maysı’ı tek yürek olarak Taksim’de kutlamakta kararlı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın aklıselim ile uzaktan yakından alakası olmayan “ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” sözlerinin ardından Istanbul Valisi Muammer Güler de fitili ateşleyen bir tavırla polisin Taksim’de çıkan emekçilere copla, biber gazıyla, sapanla müdahale edeceğinin işaretini verdi ve tehditler savurdu. Tebrikler sayın Başbakan, çok yaşayın sayın Güler, biriniz ayaktınız baş oldunuz ama aslınızı unuttunuz, ötekiniz ise işçiydiniz emekçinin cellatlığına soyundunuz, daha ne diyelim size bu yakışmazdı.

Geçen yıl Taksim’i 1 Mayıs’a kapattınız da ne oldu, çıkan olaylarda onlarca kişi yaralanmadı İstanbul tarihinde yaşamadığı bir trafik kaosuyla tanışmadı mı? Ne zaman hamasetten vazgeçip geçmişten ders almaya başlayacaksınız, ne yani gençlik yıllarınızda 1 Mayıs’ta meydanlara dökülen solculara kılsınız diye şimdi bunun intikamını emekçilerden mi alacaksınız. 1 Mayıs’ı hamasi alet edip Taksim’i kana bulamak mı niyetiniz. Taksim’de eylem yapan yapana, hiç kimseye yasak değil de en doğal hakkı gösteri hakkınını kullanmak isteyen bu ülkenin gerçek sahipleri, bugünün ve geleceğin 1 MAI 1Türkiye’sinin yaşam dinamiklerine mi yasak. Güvenliğin sağlanmasının güç olduğunu söylemiş bir de Vali Güler, güvenliği sağlamak için buna izin veremeyeceklerini söyledi. Taksim’in güvenliğini 16 bin polisle sağlayamıyacaksanız, işinizi yapamadığınız anlamına gelir.

Kapatılma davasıyla karşı karşıya kalınca demokrasiyi hatırlamak yetmiyor sayın Başbakan, demokrat olmanın yolu bu ülkeyi var eden işçiye saygıdan sevgiden geçer. Baş olabildiyseniz ayak baş olmaya devam edecektir, işte demokrasi de cumhuriyet de budur. Demokratik cumhuriyetlerde kıyamet kopmuyorsa ayakların baş olacağı Taksim’de kıyamet kopmasa gerek, çünkü Taksim en demokratik ve en şerefli eylemlerinden birine ev sahipliği yapacaktır.

29

04

2008

Memleketinde Yabancı Olmak

Von MÜJGAN

Ailecek memleketimiz Türkiye’ye dönmeye karar verdiğimizde ben henüz 14 yaşındaydım. Türkiye’ye dönmek benim için “memlekete dönmek” anlamına gelmiyordu. Memlekete dönmenin gerçek anlamı benim için Almanya’ya dönmekti. Neyse sonuçta kendimi biranda sadece birkaç tatil gezisinden tanıdığım yabancı bir memlekette buldum. Dilini çok zor konuştuğum ve insanları bana tamamen sıradışı gelen bir memleketteydim.

Von Mujgan

Yaşım gereği kendi kararlarımı kendim verecek hakka sahip değildim. Istanbul yakınında insanların bana yabancı gözüyle bakıp “Almancı” dediği küçük bir şehre taşındık. Almanya’da Türk-Yabancı burada ise Almancıydım. İnsanlar “benim farklılığımı” doğru bir şekilde algılayamadılar, oysaki Almanya’da etnik kökenim her zaman gözle görebilir bir farktı.

Türkiye’de en sık rastladığım şey şaşkın ve dik bakışlar oldu. Şaşkın bakışlar kimi zaman haksız da değildi, bazı zamanlarda insanlar yeni öğrendiğim bozuk Türkçemi anlayabilmek için çaba sarfediyorlardı ve bunun sonucunda da ben kendimi sirkte şebeklik yapan bir maymun gibi hissediyordum. Türkçe konuşurken hata yaptığım zamanlarda bana kahkahalarla gülüyorlar ve ne demek istediğime önem verip anlamaya çalışmıyorlardı.

Benim bulunduğumdan sınıftan 2 sınıf aşağıya alınmam da bunun sonucuydu. Dil alanındaki eksiklik bilgi eksikliğinin göstergesiymiş gibi değerlendirildi!

Continue reading...

28

04

2008

Pippa Bacca Türk Olsaydı ?

pippa

Özcan TİKİT

İtiraf etmeliyim ki Cafebabel Istanbul blogu olarak okuyucu profilimizin büyük çoğunluğunu Avrupalı Babelli arkadaşlarımızın oluşturduğunu dikkate alarak ülkemizin imajına leke sürmemek adına bazı utanç verici olaylara özellikle İngilizce ve Almanca bölümlerimizde bilerek değinmedik. Taksim’de yılbaşı akşamı bir grup beyinsiz et yığının tacizine uğrayan Avustralyalı genç turistlere ulaşan tek gazeteci olmama rağmen, yaşadıkları zor anları İngilizce ve Almanca bölümlerimizde yazıp misafirperver Anadolu imajımıza leke sürmek istemedik.

Bu durum, birileri yüzünden duyduğumuz utancı, burada hiç irdelemeyeceğimiz, sorumlulara da hakkını teslim etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Birileri çıkıp ülkenize misafir olarak gelen birilerine saldırıyor, taciz ediyor, tecavüz ediyor o da yetmiyor, öldürüyor. Fakat başkalarının kötü niyetli ve ahlaksızca emellerle işledikleri vahşi suçlar yüzünden eninde sonunda, kimse birşey demese dahi, siz halkınızı savunmak zorunda kalıyorsunuz. Sanırım İtalyan sanatçı Pippa Bacca’nın kurbanı olduğu vahşetten sonra bunu çok daha iyi anladık. Yurtdışında yaşayanlar bunu çok daha iyi anlıyorlar ve neredeyse hergün yaşıyorlar, çünkü her böyle bir olay yaşandığında kötü niyetli olsun veya olmasın her türlü dış yorumun muhatabı olmak zorunda kalıyorlar. Bu bize özgü bir durum değil tabi, ülkemizde yaşayan yabancılar da zaman zaman aynı paradoksun mağduru oluyor. Cafebabel Istanbul’un Alman Yazarı Dorte Huneke’nin Almanya Türk evlerinde çıkan yangınlardan sonra yazdığı “Almanya Ludwigshafen’den 2 ders aldı ya Türkiye ve Türkiye’de söylenebilenler ve söylenmeyenler üzerine” başlıklı makaleleri tam da bu ruh halini yansıtıyor. Huneke'nin yaşadıklarını empati yoluyla ele aldığımızda daha ortada bir delil bile yokken tüm Alman toplumunu faşist ve Nazi olarak gösteren medyamızın ne kadar büyük bir yanlış içine düştüğünü rahatça görebiliyoruz.

Continue reading...

21

04

2008

Rehn: Türkiye 10-15 yılda AB'ye Katılır

olli rehn AB Komisyonu Üyesi Olli Rehn Die Welt'e yaptığı açıklamada Türkiye'nin gerekli reformları gerçekleştirmesi durumunda 10-15 yıl içinde birliğe üye olabileceğini söyledi. AB'nin Türkiye ile iki yeni başlıkta daha müzakereleri açmayı planlandığını belirten Rehn'in sözleri Türkiye'de doping etkisi yapabilir. AB'nin Türkiye'den ne beklediği sorusuna Rehn , Türkiye'nin kiritk bir süreçten geçtiği, AKP'nin kapatılmasının AB ile ilişkilere ve reform sürecine zarar vereceği yanıtını verdi.

15

04

2008

Sizi Aramızda Görmek İstiyoruz

Cafebabel Istanbul yazılarınızı bekliyor;

homeless

Istanbul’da bir değişim programı öğrencisiyseniz, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan şehri Istanbul’da yaşıyor, çalışıyor ve de önemlisi düşünüyorsanız, Asya ve Avrupa arasındaki eşsiz yaşama ilişkin düşünce ve önerilerinizi paylaşmaya ne dersiniz? Istanbul’da öğrenciliği, çalışmayı ve okumayı zor kılan, eğlenceli kılan yönleri sizce nelerdir, neler yapılırsa bu sorunlar aşılabilir veya şehri Istanbul daha da güzel bir hale gelebilir? Istanbul’a ve Türkiye’ye dair korkularınız, umutlarınız, izlenimleriniz, deneyimleriniz nelerdir?

Cafebabel Istanbul sizi ekibine katılamaya, hergün binlerce Türkiyeli ve Avrupalı tarafından okunan Cafebabel’de bu konular üzerine düşüncelerinizi Türkçe, Ingilizce ve Almanca dillerinde anlatmaya davet ediyor.

Size yardımcı olması için 3 ana başlık belirledik, dilerseniz bunlardan birini seçebilirsiniz.

- Istanbul’da öğrenci olmak

- Istanbul’da çalışmak

- ABD veya Avrupa’daki ailesinden uzakta Istanbul’da yaşamak

- Istanbul’da genç ve kadın olmak

Bu konulardaki yazılarınızı

Almanca-Ingilizce yazılarınızı: d.huneke@cafebabel.com.

Tükçe-Ingilizce yazılarınızı: ozcantikit@cafebabel.com

diğer dillerdeki yazılarınızı: istanbul@cafebabel.com

e-mail adreslerine gönderebilirsiniz...

03

04

2008

Binler Sosyal Sigortalar Tasarısı'na Karşı

İşçi sendikalarının çağrısı üzerine 1 Nisan günü hükümetin Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda yapmayı planladığı değişikliği protesto için sokağa döküldü. Bu hafta cumartesi günü de daha fazla protestonun yapılacağı açıklandı. Kadıköy’de ve Çağlayan’da özellikle Adalet ve Kalkınma Parti binaları önünde geniş katılımlarşa protesto gösterileri düzenlendi.

protest

Peki tüm gösteriler ne için?

Türkiye’nin sağlık sistemi derin bir borç krizinde. Hükümet sosyal ihtiyaçlar için sadece bu yıl 30 milyon YTL yatırmak zorunda. Başbakan Erdoğan ‘Reformları daha fazla erteleyemeyiz, mevcut sistem sürdürülebilir bir durumda değil’ dedi. Hükümetin meclise yeni gönderdiği bu yasanın çıkarılması, yıllardır IMF tarafından isteniyordu. AB bu konuda iyice sabırsızlaşmaya başlamıştı diğer taraftan da sendikalar hükümeti bu konuda aceleci olamaması için uyarıyordu. Yasa tasarısında en fazla tartışılan konuların başında emeklilik yaşının 65’e çıkarılması bulunuyor. Şurası da bir gerçek ki Türkye OECD ülkeleri içinde en düşük emeklilik yaşını uygulayan devlet, bunun yanında Türk nüfusu yaşlanıyor, ortalama yaşam süresi erkekler için 75 kadınlar için ise 76'ya ulaşmış durumda.

Continue reading...

23

03

2008

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

Uğur Bakıcı, Uluslararası İlişkiler Bölümü,

Cafebabel Istanbul Bilgi Üniversitesi Takım Lideri

ugurbakici1TÜRKİYE Cumhuriyeti bugün 27 milyonu aşan genç nüfusu ile geleceğini tartışmak zorundadır.Başka ülkelerin özendiği,imrenerek baktığı,kıskandığı ve beyinsel bir güç olarak gördüğü;sırf bundan dolayı aralarına almak istemedikleri Türkiye Cumhuriyeti trenindeki genç potansiyel;Türkiye’de ezilmekte, yaptığı işlere, projelere, çalışmalara gerektiği desteği çoğu zaman alamamakta ve en kötüsü de toplum ve devlet tarafından beyinsel güç olarak değil fiziksel güç olarak görülerek adeta ‘gölge’ lenmektedir ve bu nedenle kötü yollara yönlendirilmektedir işte bundan dolayı Türkiye geleceğini tartışmak zorundadır çünkü; bu yanlış yollara saptırılan gençler iktidara şans eseri geldiği zaman ülke adeta bir çıkmaza sürüklenecektir.Bu nedenle bunun önüne geçmek gerekmektedir ve Atatürk’ün bıraktığı en değerli mirasimiz olan gençlerin geleceğini başka konulara sapmadan tartışılmak zorundadır..

YAZININ DEVAMI İÇİN CONTINUE LINKINI TIKLAYINIZ

Continue reading...

20

03

2008

Türkiye'de Söylenebilen Ve Söylenemeyenler Üzerine

Dorte HUNEKE, Istanbul

Türkiye’de yaşayan bir yabancı olarak insanların neyi söyleyip söylemeyeceği konusunda kafam biraz karışık. Öyle zamanlar oluyor ki bana neyi söyleyebilip neyi söyleyemeyeceğimi gösterecek bir rehberin olmasını istiyorum. Böylece en azından (veya bir başkasının) ne durumda provokatif olarak algılanacağımı, sınırın ne olduğunu bilebilirim, tabi sınırları bilmem benim her durumda çenemi kapatıp yerime oturacağım anlamına da gelmez ama muhtemel reaksiyonlara karşı en azından hazırlıklı olabilirdim. flags. Başbakan Tayyip Erdoğan kısa üre önce bir Anadolu gezisi sırasında hayatından memnun olmayan bir çiftçiye ‘Ananı da al git’ dedi ve bu söz birçok kişinin bilinç altında yer etti. Bu sözü geçtiğmiz yıl genel seçim turu sırasında söylemişti. Görünen o ki Türk seçmenler neredeyse bu sözü ciddiye bile almadılar ve oylarını AKP’ye, hakkında geçtiğimiz hafta kapatma davsı açılan partiye verdiler. Demek ki bir çiftçiye yapılan hakaret fazla birşey ifade etmiyor. Öte yandan, bir gazetenin haberinden öğrendiğimiz kadarıyla Başbakanın bu ve benzeri sözleri bir tiyatro oyununda tekrarlandı, Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularının Rize’de sahnelediği ‘Düğün ya da Davul’ isimli oyunda ‘Başbakan Kimden Korkar- ABD’den, Burası yan gelip yatma yeri değil’ gibi bazı replikler de bulunuyordu. Sonuç mu, oyuncular hakkında sorşturma açıldı ve birçoğu ceza aldı.

Continue reading...

15

03

2008

Demokrasiyi Kolaya mı Değişeceğiz

turkey.jpgBu da oldu, birileri istedi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yüzde 47’lik çoğunluğunu elinde bulunduran hükümet partisi AKP’ye kapatma davası açıldı. DTP’ye açılan dava da zaten devam ediyor, nitekim AKP’yi kapatmaya yeltenen zihniyet DTP’yi bir kez daha kapatmakta hiçbir sakınca görmeyecektir.

Oh ne ala değil mi, AKP’yi kapat, DTP’yi de kapat, ne kaldı geriye yüzde 30, e bu kadar uğraşacağımıza oldu olacak bari meclisi de kapatalım efendim. Yok artık dediğinizi duyar gibi oluyorum, ama inanın ki abartan ben değilim, az bile söyledim. Askeri cuntanın gerçekleştirdiği 12 Eylül 1982 darbesi bu söylediklerimin yapılmasında hiçbir sakınca görmeyen önemli imtiyazlara sahip bir kitle yarattı. Türkiye’de demokrasinin askıya alınmasını, askeri yönetime geçilmesini, anayasal TC profiline uymayanların, ne camiye, ne kiliseye ne havraya ne de cemevine alınmamasını isteyenlerin oranı hiç de az değil. 12 Eylü askeri darbesi aklı başında vatanseverleri tasviye ederken, demokrasi taraftarlarını işkence odalarına alırken, kopyala yapıştır mantığıyla 5 günde hazırladığı yeni anayasayı kendi çıkarlarını gözeterek sahiplenecek kitleyi önemli makamlarla mükafatlandırdı.

Özel sektörde ve devletin birçok makamında önemli konumlara getirilen bu kayırmacı zihniyet sahipleri bugün artık yaş haddinden emekliye ayrılırken alt kadrolarını da kendileri gibi insanlarla doldurdu. İşte tam da bu yüzden Türkiyem ne yazık ki bir türlü düzlüğe çıkamıyor. Türkiye’de her şeyin kaymağını hep bunlar yedi, Kürtler ülkeyi bölecek, İslamcılar Türkiye’yi İran yapacak, Aleviler Sünnileri kılıçtan geçirecek, Avrupa bizi yıkmak isteyen dış mihraklar birliğidir diye diye yarattıkları alacakaranlık korku ortamında kendileri lüks apartman dairelerinde yaşamaya devam ettiler ve halkın demokrasi azmini yıllarca ötelediler.

Continue reading...

11

03

2008

Van’da Politikanın Gölgesinde Kadınlar Günü

van 8 M

Dorte Huneke, Cafebabel Istanbul

Van’da Dünya Kadınlar Günü Diyarbakır’daki gibi Çince kutlanmadı fakat kadınların sorunlarını dinlemek veya konuşmak için Van’a gelenler de beklediğini bulamadı ve sessiz kaldı. Van’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kadın konularından çok politik çatışmaların konuşulduğu, söz sahibin ise yine erkekler olduğu toplantılarla geçti. Demokratik Toplum Partisi, şehir merkezinde kadınların renkli yöresel kıyafetleri içinde ellerinde Kürtçe ve Türkçe ‘Edi Bese- Artık Yeter’ ve ‘Jin Jiyan Azad- Kadın, Yaşam, Özgürlük’, yazılı pankartlar taşıyarak katıldığı bir miting düzenledi. Peki neye Artık Yeter? Doğrusu Türkiye’nin doğusunda yaşayan bu kadınların hakları için sokaklara dökülmeleri ve ‘Artık Yeter’ diyerek haykırmaları için özgürlük ve kadın hakları gibi birçok iyi sebepleri var. İşte size birkaç hatırlatma veya örnek, nasıl kabul ederseniz yani, namus cinayetleri sıkça işleniyor, yılda ortalama 5 kadın bu sebepten öldürülüyor, kadınlar hiç sorulmadan kimi zaman da berdel (takas) usulü evlendirilebiliyor veya para karşılığında kendinden 30-40 yaş büyük kocaya satılabiliyor. Kadınlar sıklıkla kocalarının şiddetine ve diğer kötü muamelelerine maruz kalıyor, eğitim hakları ellerinden alınıyor, ev hapsine alınıyor fakat seslerini bile duyan olmuyor. Ne yazık ki Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen miting ve toplantılarda kadının bu sorunlarından çok az bahsedildi.

Continue reading...

- page 1 of 3