<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet title="XSL formatting" type="text/xsl" href="http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/xslt" ?><rss version="2.0"
  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
  xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
  xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
  <title>ISTANBUL</title>
  <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/</link>
  <description>Genç Türkiye'nin Avrupalı Perspektifi</description>
  <language>tr</language>
  <pubDate>Mon, 12 May 2008 08:25:29 +03:00</pubDate>
  <copyright></copyright>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Dotclear</generator>
  
    
  <item>
    <title>ÇILDIRIN ÇILDIRIN ÇILDIRIN GALATASARAY İÇİN ÇILDIRIN!!!!</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/11/CILDIRIN-CILDIRIN-CILDIRIN-GALATASARAY-ICIN-CILDIRIN</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:b2e0bc62a1c4abbff56e16a222e79d88</guid>
    <pubDate>Sun, 11 May 2008 23:44:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/gs6.jpg&quot; alt=&quot;gs 6&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Galatasaray Gençlerbirliği Oftaş'ı Mecidiyeköy Ali Samiyen Stadı'nda 2-0 yenerek 17. kez Türkiye 1. Ligi'nde Şampiyon oldu. Binlerce Sarı Kırmısı taraftar marşlar ve şampiyonluk şarkılarıyla coştu. Cimbom'un ÇILDIRIN şarkısı 7'den 70'e dillerde.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/gs1.jpg&quot; alt=&quot;GS1&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;THOUSANDS FAN OF GALATARAY CHANTED 'CILDIRIN' SONG AND DANCED  IN FRONT OF ALI SAMIYEN STADIUM INCLUDING ME!!!!&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/gs3.jpg&quot; alt=&quot;GS3&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/gs2.jpg&quot; alt=&quot;GS2&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/11/CILDIRIN-CILDIRIN-CILDIRIN-GALATASARAY-ICIN-CILDIRIN#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/11/CILDIRIN-CILDIRIN-CILDIRIN-GALATASARAY-ICIN-CILDIRIN#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/143</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Cafebabel; Avrojenerasyonun Özgürlük Meydanı</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/10/Cafebabel-Avrojenerasyonun-Ozgurluk-Meydan</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:7319a03e5094bfdbea6a19627d236fcb</guid>
    <pubDate>Sat, 10 May 2008 00:58:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;Özcan Tikit, Cafebabel İstanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;World Wide Web, Internet, Web 1.0 , Web 2.0 dijital çağın şekillenmesi yolunda atılan en önemli adımlardır. İnternet alanındaki gelişmelerin, hayatımıza ve beynimize girişi öylesine hızlı oldu ki çoğu zaman yeni gelişmeleri izlemekte bile aciz kaldık. İnternet alanındaki gelişmeleri çok büyük bir dikkat ve hırsla takip eden birisi olarak bazen kendimi bazı noktalarda hala eksik hissediyorum. Önceleri Web 2.0 benim için basit bir terimden öteye geçmezken,geçen hafta arkadaşım Yasemin ile Web 2.0 ‘ın önemi hakkında yaptığımız sohbette Web 2.0 ‘ın basit bir internet terimi olmaktan öte, sanal dünyanın özgürlük alanı olduğu gibi oldukça ilginç bir şeyi fark ettim. Anladığım kadarıyla Yasemin benimle aynı fikirde değildi. Bu arada size Yasemin’in sosyal network sitelerinden nefret ettiğini de söylemeliyim. Çünkü web 2.0 terimini duyduğunda,kendince bazı haklı sebeplere dayanan nefretinin olduğu bebo ve netlog gibi siteleri hatırlıyor. Şunu itiraf etmeliyim ki,benim bu gayet masumca fikrim karşısında böyle sinirlenmesi ve suratının sinirden kıpkırmızı olması beni biraz ürküttü ve neredeyse söylediğim şey için özür dileyecektim J  Ama şansım yaver gitti de her ne kadar fikrimle ilgilenmese de bu konuda ne kadar çılgın olduğumu anlamaya çalışmak için  beni dinleyeceğini söyledi. Her neyse, bebo gibi siteleri eleştirmek şu anda sizinle paylaşmaya çalıştığım şeyle alakalı olmasa bile, Yasemin’i ikna etme açısından gerçekten önemli bir fırsattı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/cafebabel.jpg&quot; alt=&quot;web 2.0&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Yasemin’den istediğim cevabı aldıktan sonra, onunla uğraşmaya ve iddiamı açıklamaya  başladım. Aslında bu fikir ne anlaşılmayacak kadar zor ne de görüldüğü kadar çılgınca bir şeydi. Benim şu an web 2.0 siteleri üzerinden yaptığım gibi,istediğimizde insanları etkileyebileceğimizi ve fikirlerimizi paylaşabileceğimizi siz de görüyorsunuz.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;İran, Suriye ve Myanmar gibi demokratik olmayan ülkelerde yaşayan demokrasi savaşçıları, ülkelerinde yaşanan taciz  ve işkenceleri bloglarına ve web 2.0 sitelerine ekleyerek diğer insanların da bu durumdan haberdar olmalarını sağlıyorlar.Web 2.0 sitesinde yayınlanmış bir fotoğraf yada belge bile milyonlarca insanı harekete geçirebiliyor,devletlerin resmi olarak kınamasına yada tebrik etmesine ve sokaklarda protesto gösterilerinin yapılmasına neden olabiliyor. Yakın zamanda Myanmar’da Budist Rahipler’e yapılan işkencelerin ve sonrasında yabancı devletlerden gelen baskılar sonucu işkencenin sona ermesi,web 2.0 sitelerinin özgürlük ve demokrasiye katkıları bakımından bir delil olarak gösterilebilir. İran’da yaşanan ve hiç de adil olmayan idam cezaları hakkında  sahte isimler kullanarak bizi bilgilendiren bir çok İranlı biliyorum.Onların her şeyi sansürsüz şekilde ve özgürce açıklamaları ,web 2.0 sitelerinin bu antidemokratik ülkelerde yasaklanmasının nedenini de açıklıyor. Kilometrelerce öteden yeni arkadaşlar edindiren internet, web 2.0 siteleri sayesinde  , bize sınırların ötesinde bir dünya sunuyor.Kimisi sonu evlilikle biten ilişkiler yaşıyor,kimi siyasi propagandasını onun üzerinden yapıyor.Kim nasıl kullanmak istiyorsa o yönde kullanılıyor. Şimdiye kadar, internette başlayan sosyal ve politik kampanyaların sokaklara yayıldığını yada hayalindeki beyaz atlı prensi veya prensesini web 2.0 siteleri yoluyla arayan insanlar olduğunu yüzlerce kez duydum. Öyle görünüyor ki, her ne kadar web 2.0 ın farkına tam olarak varamasak da,onun tarihsel gelişimine tanıklık ediyoruz.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Yaptığım kısa açıklamayı dinledikten sonra Yasemin fikrimi kabul etti ve aynı fikirde olduğunu söyledi.Peki ya siz ?...Siz de web 2.0 sitelerinin dijital çağın yeni özgürlük alanı, cafebabel.com ‘un ise Avrupa neslinin özgürlük alanı olduğu konusunda benimle aynı fikirde misiniz ? Eğer öyleyse, cafebabel.com’un benim bu sözümü Babel Uluslararası Topluluğu’nu tanıtırken slogan olarak kullanması gerektiğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;(Çeviren: Yahya Şimşek, GAZIANTEP)&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/10/Cafebabel-Avrojenerasyonun-Ozgurluk-Meydan#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/10/Cafebabel-Avrojenerasyonun-Ozgurluk-Meydan#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/141</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Türk Basınında Tarihi Gün Bulvar Gazetesi Kapandı</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/03/Erotik-Gazete-Bulvar-Kapand</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:c8f21b3437c43d94f705a690b85ad9c4</guid>
    <pubDate>Sat, 03 May 2008 17:48:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;Cafebabel, Istanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;TÜRKİYE'nin tek erotik gazetesi Bulvar uzun yıllardır devam ettiği yayınını durdurdu. &lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/016.jpg&quot; alt=&quot;bulvar&quot; style=&quot;float:right; margin: 0 0 1em 1em;&quot; /&gt; Türk Medya grubunun çatısı altında yayınına yıllardır devam eden  Medya dedikodu sitesi medyatava.com'un haberine göre Bulvar'ın kapanma nedeni muzır haberlerden dolayı üst üste kesilen para cezaları. Günlük 40 bin civarında tiraja sahip bulunan Bulvar gazetesi, az sayıdaki çalışanıyla kağıt masraflarını karşılayabilen sayılı gazetelerdendi. Bulvar erotik gazete olmadan önce ciddi yayın çizgisiyle de biliniyordu.&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/03/Erotik-Gazete-Bulvar-Kapand#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/05/03/Erotik-Gazete-Bulvar-Kapand#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/136</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Başlar&amp;Ayaklar Ve Taksim'de 1 Mayıs</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/30/Ayaklarn-Ba-Olduu-Yerde-Demokrasi-Vardr</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:a84bac612ace3d012685a6d7de5b2f00</guid>
    <pubDate>Wed, 30 Apr 2008 09:42:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/1_MAI-S.jpg&quot; alt=&quot;1 MAI&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Özcan TİKİT&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1977 yılında 35 kişinin yaşamını yitirdiği günden bu yana Istanbul belki de ilk kez bu kadar gergin şekilde 1 Mayıs İşçi bayramını daha kutlamaya hazırlanıyor.  Evet ne yazık ki niyeti belirsiz yöneticiler nedeniyle bu yıl 1 Mayıs İşçi Bayramını bir kaos havasında geçireceğe benziyoruz. İşçi sendikaları geçen sene yapılan kanlı önlemelere rağmen bu yıl 1 Maysı’ı tek yürek olarak Taksim’de kutlamakta kararlı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın aklıselim ile uzaktan yakından alakası olmayan “ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” sözlerinin ardından Istanbul Valisi Muammer Güler de fitili ateşleyen bir tavırla polisin Taksim’de çıkan emekçilere copla, biber gazıyla, sapanla müdahale edeceğinin işaretini verdi ve tehditler savurdu. Tebrikler sayın Başbakan, çok yaşayın sayın Güler, biriniz ayaktınız baş oldunuz ama aslınızı unuttunuz, ötekiniz ise işçiydiniz emekçinin cellatlığına soyundunuz, daha ne diyelim size bu yakışmazdı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Geçen yıl Taksim’i 1 Mayıs’a kapattınız da ne oldu,  çıkan olaylarda onlarca kişi yaralanmadı İstanbul tarihinde yaşamadığı bir trafik kaosuyla tanışmadı mı? Ne zaman hamasetten vazgeçip geçmişten ders almaya başlayacaksınız, ne yani gençlik yıllarınızda 1 Mayıs’ta meydanlara dökülen solculara kılsınız diye şimdi bunun intikamını emekçilerden mi alacaksınız. 1 Mayıs’ı hamasi alet edip Taksim’i kana bulamak mı niyetiniz. Taksim’de eylem yapan yapana, hiç kimseye yasak değil de en doğal hakkı gösteri hakkınını kullanmak isteyen bu ülkenin gerçek sahipleri, bugünün ve geleceğin &lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/./.1_MAI-1_s.jpg&quot; alt=&quot;1 MAI 1&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;Türkiye’sinin yaşam dinamiklerine mi yasak. Güvenliğin sağlanmasının güç olduğunu söylemiş bir de Vali Güler, güvenliği sağlamak için buna izin veremeyeceklerini söyledi. Taksim’in güvenliğini 16 bin polisle sağlayamıyacaksanız, işinizi yapamadığınız anlamına gelir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Kapatılma davasıyla karşı karşıya kalınca demokrasiyi hatırlamak yetmiyor sayın Başbakan, demokrat olmanın yolu bu ülkeyi var eden işçiye saygıdan sevgiden geçer. Baş olabildiyseniz ayak baş olmaya devam edecektir, işte demokrasi de cumhuriyet de budur. Demokratik cumhuriyetlerde kıyamet kopmuyorsa ayakların baş olacağı Taksim’de kıyamet kopmasa gerek, çünkü Taksim en demokratik ve en şerefli eylemlerinden birine ev sahipliği yapacaktır.&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/30/Ayaklarn-Ba-Olduu-Yerde-Demokrasi-Vardr#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/30/Ayaklarn-Ba-Olduu-Yerde-Demokrasi-Vardr#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/132</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Memleketinde Yabancı Olmak</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/29/Memleketinde-Yabanc-Olmak</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:7ca7f0d35541f286ba75b2c9bdcff1c5</guid>
    <pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:17:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;Von MÜJGAN&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ailecek memleketimiz Türkiye’ye dönmeye karar verdiğimizde ben henüz 14 yaşındaydım. Türkiye’ye dönmek benim için “memlekete dönmek” anlamına gelmiyordu. Memlekete dönmenin gerçek anlamı benim için Almanya’ya dönmekti. Neyse sonuçta kendimi biranda sadece birkaç tatil gezisinden tanıdığım yabancı bir memlekette buldum. Dilini çok zor konuştuğum ve insanları bana tamamen sıradışı gelen bir memleketteydim.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/2445696458_56492d1f27_m.jpg&quot; alt=&quot;Von Mujgan&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Yaşım gereği kendi kararlarımı kendim verecek hakka sahip değildim.  Istanbul yakınında insanların bana yabancı gözüyle bakıp “Almancı” dediği küçük bir şehre taşındık. Almanya’da Türk-Yabancı burada ise Almancıydım. İnsanlar “benim farklılığımı” doğru bir şekilde algılayamadılar, oysaki Almanya’da etnik kökenim her zaman gözle görebilir bir farktı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye’de en sık rastladığım şey şaşkın ve dik bakışlar oldu. Şaşkın bakışlar kimi zaman haksız da değildi, bazı zamanlarda insanlar yeni öğrendiğim bozuk Türkçemi anlayabilmek için çaba sarfediyorlardı ve bunun sonucunda da ben kendimi sirkte şebeklik yapan bir maymun gibi hissediyordum. Türkçe konuşurken hata yaptığım zamanlarda bana kahkahalarla gülüyorlar ve ne demek istediğime önem verip anlamaya çalışmıyorlardı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Benim bulunduğumdan sınıftan 2 sınıf aşağıya alınmam da bunun sonucuydu.  Dil alanındaki eksiklik bilgi eksikliğinin göstergesiymiş gibi değerlendirildi!&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Yeni okulumdaki ilk günü çok iyi hatırlıyorum.  İlk dersimiz sosyal çalışmalar. Sınıf arkadaşlarım bir sınava alınıp soruları cevaplarken, bana “Sen şanslısın boş bir saraya otur, senin sınava girmene gerek yok”dendi. Herşey bana çok yeni geldiği için sessizce biraz da korkarak sıraya oturdum ve beklemeye başladı. Yan sırada oturan arkadaşıma doğru kafamı çevirmemle öğretmenimden tokat yemem bir oldu. Bana neden tokat attığını, neden biranda sinirlendiğini ve daha da ötesi ne dediğini de tam olarak anlamıyordum. Sanırım benim yan taraftaki arkadaşıma bir kopye notu verdiğimi düşünmüştü, Türkçeyi bile güçlükle konuşurken bir komplonun tam ortasına düşmüştüm. Kırık dökük Türkçemle dersin neyle ilgili olduğunu ve Türkçe yazı yazmayı bile bilmezken kopye notu yazayamacağımı anlatmaya çalıştım. Beni dinlemeyen öğretmen yüzüme bir tokat daha atmakta da hiçbir sakınca görmedi. Mahcup bir şekilde tekrar yerime oturduğumda yediğim tokatların etkisiyle yanaklarımın hiç olmadığı kadar kırmızılaştığını hissedebiliyordum.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Kolay alışamadığım başka bir kural ise derste konuşurken ayakta durmam gerektiği oldu. Oturursam öğretmen beni göremeyeceği için mi? ya da, Ayakta durmam benim vücut sağlığım için mi gerekliydi?, gibisinden soruları sormak tabi ki imkansızdı.  Yüzünüze tokat atılmasının ne kadar olağan olduğuna da hep şaşırdım durdum ve buna alışmakta güçlük çektiğimi de itiraf etmeliyim.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Bu olayların üzerinden yaklaşık 25 yıl geçti, dile kolay çeyrek asır yani. Her nasıl oluyorsa saygımda hala biraz Almanlık hissediyorum. Türkçeyi öğrenmek için büyük bir çaba sarf ettim ve şimdi birçok insan Türkçe’de aksanla konuşmama şaşırıyor. İnsanlara “yüzde 40 Almanım” dediğimde ise hemen anne ve babamın ne olduğunu soruyorlar. Anne ve babamın Türk olmasına rağmen neden yüzde 40 Alman hissettiğimi insanlara anlatmaktan da vazgeçtim. Sadece büyükbabamın Alman olduğunu söylüyor ve işin kolayına kaçmayı tercih ediyorum.&lt;/p&gt;



&lt;p&gt;Belki de en emin olduğum nokta; kendimi her iki memlekete de tam olarak ait hissetmediğim. Daha çok ikisinin ortasında bir yerdeyim, iki dünya arasında bir melez gibiyim yani. Yüzde 60’ım Türk olmasına rağmen nasıl oluyorsa Türkiye’de de kendimi yabancı hissediyorum. Bu benim için olumlu bir husus aynı zamanda, çünkü bu sayede dışardan belli mesafeden hem de bir yabancı gözüyle bu ülkeye bakabiliyorum. Bu yabancılık yazarken de bana oldukça yardımcı oluyor. Başka türlü olsa bu yazıyı nasıl yazabilirdim ki?&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/29/Memleketinde-Yabanc-Olmak#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/29/Memleketinde-Yabanc-Olmak#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/131</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Pippa Bacca Türk Olsaydı ?</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/28/imdi-Empati-Zaman-Ya-Pippa-Turk-Olsayd</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:95db36bf13455b0a7115371a87e07fc7</guid>
    <pubDate>Mon, 28 Apr 2008 13:17:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/pippa.jpg&quot; alt=&quot;pippa&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Özcan TİKİT&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;İtiraf etmeliyim ki Cafebabel Istanbul blogu olarak okuyucu profilimizin büyük çoğunluğunu Avrupalı Babelli arkadaşlarımızın oluşturduğunu dikkate alarak ülkemizin imajına leke sürmemek adına bazı utanç verici olaylara özellikle İngilizce ve Almanca bölümlerimizde bilerek değinmedik. Taksim’de yılbaşı akşamı bir grup beyinsiz et yığının tacizine uğrayan Avustralyalı genç turistlere ulaşan tek gazeteci olmama rağmen, yaşadıkları zor anları İngilizce ve Almanca bölümlerimizde yazıp misafirperver Anadolu imajımıza leke sürmek istemedik.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Bu durum, birileri yüzünden duyduğumuz utancı,  burada hiç irdelemeyeceğimiz, sorumlulara da hakkını teslim etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.  Birileri çıkıp ülkenize misafir olarak gelen birilerine saldırıyor, taciz ediyor, tecavüz ediyor o da yetmiyor, öldürüyor. Fakat başkalarının kötü niyetli ve ahlaksızca emellerle işledikleri vahşi suçlar yüzünden eninde sonunda, kimse birşey demese dahi, siz halkınızı savunmak zorunda kalıyorsunuz.  Sanırım İtalyan sanatçı Pippa Bacca’nın kurbanı olduğu vahşetten sonra bunu çok daha iyi anladık. Yurtdışında yaşayanlar bunu çok daha iyi anlıyorlar ve neredeyse hergün yaşıyorlar, çünkü her böyle bir olay yaşandığında kötü niyetli olsun veya olmasın her türlü dış yorumun muhatabı olmak zorunda kalıyorlar. Bu bize özgü bir durum değil tabi, ülkemizde yaşayan yabancılar da zaman zaman aynı paradoksun mağduru oluyor. Cafebabel Istanbul’un Alman Yazarı Dorte Huneke’nin Almanya Türk evlerinde çıkan yangınlardan sonra yazdığı “Almanya Ludwigshafen’den 2 ders aldı ya Türkiye ve Türkiye’de söylenebilenler ve söylenmeyenler üzerine” başlıklı makaleleri tam da bu ruh halini yansıtıyor. Huneke'nin yaşadıklarını empati yoluyla ele aldığımızda daha ortada bir delil bile yokken tüm Alman toplumunu faşist ve Nazi olarak gösteren medyamızın ne kadar büyük bir yanlış içine düştüğünü rahatça görebiliyoruz.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Taksim’deki yılbaşı kutlamalarının bir vazgeçilmezi hale gelen yabancı tacizlerine mi yanalım, Fethiye’de tecavüz edilen turiste yapılana mı ağlayalım yoksa barış güvercinin Gebze’de kaçırılarak, tecavüz edildikten sonra öldürülmesine mi. Ne kadar ilginç bir tesadüftür bu, neden barış eylemcisinin Milano’dan başlayan yürüyüşü neden Gebze’de ölümle sonuçlandı. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, ulusalcı medyamız işine gelmediği için bu tür konularda çok bilinçli davranıyor, Pippa olayını irdelemeden, nedenine ve kökenine inmeden, yabancılara yapılan haksız uygulamaları fazla dallandırıp budaklandırmadan verip geçiştirdi. Hiçbir konuda bu duyarlılığı göstermeyen bu kısık medya iş ülkemizdeki misafirlere yapılanlara gelince nedense az ve öz konuşuyor, acaba neden birkaç psikolog veya sosyologdan bu konuda bir görüş alınmadı. Medya sanırım bu konuda kendini de biraz suçlu hissediyor ve açıkçası işin altında kalmaktan, Pippa olayında sanık olmaktan korkuyor. Her yıl mayıs ayından başlayarak eylül ayına kadar Bodrum, Çeşme, Fethiye, Alanya, Marmaris ve Kuşadası plajlarında çekilen yüzlerce çıplak kadın turist fotoğraflarını yayınlayan bizim medyamız değil mi?..&lt;/p&gt;



&lt;p&gt;Misafirimizi namussuz gösterip hadi namusuna siz de göz dikin diye çarşaf çarşaf bu fotoğraları yayınlayan bizim medyamız değil mi? Aslına bakarsınız fotoğrafı yayınlanan da şikayetçi değil altına yazılanı bilmediğinden. İşte bu noktada sorumsuz ve abaza gazetecilik devreye giriyor, Bahse girerim ki fotoğrafı çeken kişi fotoğrafı çekilenin dilini bile anlamıyor, bunun sonucunda da kendi fantezilerini habere çeviriyor. Sonra da boy boy fotoğrafların altına “Anna Türk erkeği için Türkiye’de, Keith Türk erkeklerine bayıldı, Aradığı aşkı Türkiye’de buldu” gibi tamamen abaza bir düşünceyle yazılan haberleri okuyoruz. Bu haberleri okuyan ve muhtemelen bu satırları okuyan birçok kişi aslında bu haberin gerçek yüzünü çok iyi biliyor ancak Türkiye’deki erkeklerin yüzde 90’ının bu yalan haberleri doğru sandığını tahmin edebiliyor. Kafalardaki turist kadın imajı bir anda Türk erkekleriyle birlikte olmak için binlerce kilometre yolu tepmiş bir seks objesine çevriliyor, ucuz tiraj ve reyting hesaplarıyla oluşturulan sapık bilinç daha sonra Taksim’de, Gebze’de, Fethiye’de, Antalya'da patlak veriyor.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Medya en azından iğneyi kendine batırmadığı sürece, gazete ve televizyonlardaki haberlere kanarak, kadın turistlerin Türk erkeğini tanımak için ülkeye geldiğine inanan beyinsiz et yığınları Fazıl Say, Orhan Pamuk, Dr. Mehmet Öz, Ahmet San, Fatih Akin, Yaşar Kemal ve Yılmaz Güney gibi isimlerle zar zor inşa ettiğimiz muz Türkiye imajını bir anda yerle bir etmeye devam edecekler. Bir daha başkalarının suçlarıyla unatmak istemiyorsak bunun için medya için eğitim, toplum için de empati şart diyorum.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Empati demişken biraz empati yapmaya ne dersiniz. Bizden böyle bir insanın çıkması biraz güç, çıksa da kimseye bırakmaz biz öldürürüz dediğinizi de duyar gibi oluyorum ama siz yine de hayal gücünüzü kullanmayı deneyin. Evet şimdi farzedelim ki Pippa Bacca'nın başına gelenler Nevşehir veya Diyarbakırlı bir kızımızın başına geldi. Türk kızımızın adı da Ayşe Merzifonlu olsun, Ayşe Nevşehir'den çıktığı Barış yürüyüşünde Roma’da tecavüz edilerek öldürülürse, gömülmüş cesedi de 2 hafta sonra bulunsa toplumumuzdaki ve medyamızdaki yansıması nasıl olurdu sizce?&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/28/imdi-Empati-Zaman-Ya-Pippa-Turk-Olsayd#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/28/imdi-Empati-Zaman-Ya-Pippa-Turk-Olsayd#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/127</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Rehn: Türkiye 10-15 yılda AB'ye Katılır</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/21/Rehn%3A-Turkiye-10-15-ylda-ABye-Katlr</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:1b14b5a6ce8fc93961b0445141318e25</guid>
    <pubDate>Mon, 21 Apr 2008 16:41:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/OlliRehn.jpg&quot; alt=&quot;olli rehn&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt; AB Komisyonu Üyesi Olli Rehn Die Welt'e yaptığı açıklamada Türkiye'nin gerekli reformları gerçekleştirmesi durumunda 10-15 yıl içinde birliğe üye olabileceğini söyledi. AB'nin Türkiye ile iki yeni başlıkta daha müzakereleri açmayı planlandığını belirten Rehn'in sözleri Türkiye'de doping etkisi yapabilir. AB'nin Türkiye'den ne beklediği sorusuna Rehn , Türkiye'nin kiritk bir süreçten geçtiği, AKP'nin kapatılmasının AB ile ilişkilere ve reform sürecine zarar vereceği yanıtını verdi.&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/21/Rehn%3A-Turkiye-10-15-ylda-ABye-Katlr#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/21/Rehn%3A-Turkiye-10-15-ylda-ABye-Katlr#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/123</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Sizi Aramızda Görmek İstiyoruz</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/15/Sizi-Aramzda-Gormek-Istyoruz</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:e9df113a22c987c88fcf0c44183c1905</guid>
    <pubDate>Tue, 15 Apr 2008 22:32:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;Cafebabel Istanbul yazılarınızı bekliyor;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/2415187841_8f9658f194_m.jpg&quot; alt=&quot;homeless&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Istanbul’da bir değişim programı öğrencisiyseniz, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan şehri Istanbul’da yaşıyor, çalışıyor ve de önemlisi düşünüyorsanız,
Asya ve Avrupa arasındaki eşsiz yaşama ilişkin düşünce ve önerilerinizi paylaşmaya ne dersiniz? Istanbul’da öğrenciliği, çalışmayı ve okumayı zor kılan, eğlenceli kılan yönleri sizce nelerdir, neler yapılırsa bu sorunlar aşılabilir veya şehri Istanbul daha da güzel bir hale gelebilir? Istanbul’a ve Türkiye’ye dair korkularınız, umutlarınız, izlenimleriniz, deneyimleriniz nelerdir?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Cafebabel Istanbul sizi ekibine katılamaya, hergün binlerce Türkiyeli ve Avrupalı tarafından okunan Cafebabel’de bu konular üzerine düşüncelerinizi Türkçe, Ingilizce ve Almanca dillerinde anlatmaya davet ediyor.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Size yardımcı olması için 3 ana başlık belirledik, dilerseniz bunlardan birini seçebilirsiniz.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Istanbul’da öğrenci olmak&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Istanbul’da çalışmak&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- ABD veya Avrupa’daki ailesinden uzakta Istanbul’da yaşamak&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Istanbul’da genç ve kadın olmak&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Bu konulardaki yazılarınızı&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Almanca-Ingilizce yazılarınızı: d.huneke@cafebabel.com.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Tükçe-Ingilizce yazılarınızı: ozcantikit@cafebabel.com&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;diğer dillerdeki yazılarınızı: istanbul@cafebabel.com&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;e-mail adreslerine gönderebilirsiniz...&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/15/Sizi-Aramzda-Gormek-Istyoruz#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/15/Sizi-Aramzda-Gormek-Istyoruz#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/121</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Binler Sosyal Sigortalar Tasarısı'na Karşı</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/03/Binler-Sosyal-Sigortalar-Tasarsna-Kar</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:1d1fdd586d4ffa6a45b9d3ac5e0aa9ec</guid>
    <pubDate>Thu, 03 Apr 2008 22:44:00 +02:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;İşçi sendikalarının çağrısı üzerine 1 Nisan günü hükümetin Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda yapmayı planladığı değişikliği protesto için sokağa döküldü. Bu hafta cumartesi günü de daha fazla protestonun yapılacağı açıklandı. Kadıköy’de ve Çağlayan’da özellikle Adalet ve Kalkınma Parti binaları önünde geniş katılımlarşa protesto gösterileri düzenlendi.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/2382304989_1b7dd37905_m.jpg&quot; alt=&quot;protest&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Peki  tüm gösteriler ne için?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye’nin sağlık sistemi derin bir borç krizinde. Hükümet sosyal ihtiyaçlar için sadece bu yıl 30 milyon YTL yatırmak zorunda. Başbakan Erdoğan ‘Reformları daha fazla erteleyemeyiz, mevcut sistem sürdürülebilir bir durumda değil’ dedi. Hükümetin meclise yeni gönderdiği bu yasanın çıkarılması, yıllardır IMF tarafından isteniyordu. AB bu konuda iyice sabırsızlaşmaya başlamıştı diğer taraftan da sendikalar hükümeti bu konuda aceleci olamaması için uyarıyordu. Yasa tasarısında en fazla tartışılan konuların başında emeklilik yaşının 65’e çıkarılması bulunuyor. Şurası da bir gerçek ki Türkye OECD ülkeleri içinde en düşük emeklilik yaşını uygulayan devlet, bunun yanında Türk nüfusu yaşlanıyor, ortalama yaşam süresi erkekler için 75 kadınlar için ise 76'ya ulaşmış durumda.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Yeni yasa tasarısına göre sosyal sigortası olan herkes yeni kurulacak olan Ulusal Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sağlık ve emeklilik sigortası alabilecek. Sendikalar ve muhalif birlikler ise yeni yasanın işçileri kötü yönde etkileyeceği yönünde uyarılar yaptı. İşçiler mevcut statülerini ve daha önceden kazanılmş haklarını kaybedebilirler deniliyor. Dikkate değer diğer bir husus ise Türkiye’nin 3’te 1’i 65 yaşının üstünde ve herhangi bir emeklilik aylığı alamıyor. Türkiye’deki işçilerin yüzde 50’si yasal ve sosyal güvence olmadan kaçak çalışıyor.&lt;/p&gt;



&lt;p&gt;Mevcut yasaya göre emeklilik yeter gün sayısı 7000, hükümetin hazırladığı yeni tasarı bunu 9000’e cıkarmayı planlıyor ve bu konuda 7200 gün sayısında uzlaşı sağlanabilir. Hükümetin reform paketinin Ağustos 2008’de yürürlüğe girmesi planalanıyor. Bu konuda bir uzlaşıya varıldı (öte yandan hala bu kararı verebilen fakat partisi anayasa mahkemesi tarafından kapatılabilecek ve birçok üyesi siyaseten yasaklanabilecek bir hükümet var)&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;DAHA ÖNCE NE OLDU&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Mart ayında Türkiye’nin her tarafında öğretmen, doktor, hemşire, temizlik görevlisi, otobüs şoförü, işçi binlerce çalışan 2 saatlik grev yaparak iş bıraktı. Bazı haber ajasları da 15 dakikalık iş bırakma eylemi yaparak protestoya destek verdi. Bu Türkiye yııllardır yapılan ilk toplu grevdi.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Dorte HUNEKE (Çeviren: Özcan Tikit)&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/03/Binler-Sosyal-Sigortalar-Tasarsna-Kar#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/04/03/Binler-Sosyal-Sigortalar-Tasarsna-Kar#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/113</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>AKPM'den Kıbrıs'ta Çözüme Destek</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/24/AKPMden-Kbrsta-Cozum-Admna-Destek</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:a566a36091298af721a659c6c13abecd</guid>
    <pubDate>Mon, 24 Mar 2008 16:20:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/pace.jpg&quot; alt=&quot;PACE&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;AKPM Başkanı Başkanı Lluis Maria de Puig, Kıbrıs'ta Lokmacı Kapısı'nın yeniden açılmasının çözüm yolunda “önemli bir sembolik değer” taşdığını ifade etti.  Puig “Karşılıklı güven, sürecin başlaması için hayati önem taşıyor&quot; diye konuştuğu açıklamasında, Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili sembolik adımın, barış ve uzlaşının geliştirilmesi için önemli rol oynayabileceğine dikkat çekti. Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler nezdinde sürdürülecek görüşmelere tam destek verildiğini dile getiren Puig “AKPM ara bölgenin işbirliği alanına dönüşmesi için elinden gelen büyük çabayı göstermeye hazır” dedi.&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/24/AKPMden-Kbrsta-Cozum-Admna-Destek#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/24/AKPMden-Kbrsta-Cozum-Admna-Destek#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/109</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Gölge Etme Başka İhsan İstemem</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/23/Golge-Etme-Baka-hsan-stemem2</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:5d2a105ec750605bfc372a36c390d543</guid>
    <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 00:39:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;h2&gt;Uğur Bakıcı, Uluslararası İlişkiler Bölümü,&lt;/h2&gt;


&lt;p&gt;Cafebabel Istanbul Bilgi Üniversitesi Takım Lideri&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/ugurbakici1.jpg&quot; alt=&quot;ugurbakici1&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;TÜRKİYE Cumhuriyeti bugün 27 milyonu aşan genç nüfusu ile geleceğini tartışmak zorundadır.Başka ülkelerin özendiği,imrenerek baktığı,kıskandığı ve beyinsel bir güç olarak gördüğü;sırf bundan dolayı aralarına almak istemedikleri Türkiye Cumhuriyeti trenindeki genç potansiyel;Türkiye’de ezilmekte, yaptığı işlere, projelere, çalışmalara gerektiği desteği çoğu zaman alamamakta ve en kötüsü de toplum ve devlet tarafından beyinsel güç olarak değil fiziksel güç olarak görülerek adeta ‘gölge’ lenmektedir ve bu nedenle kötü yollara yönlendirilmektedir işte bundan dolayı Türkiye geleceğini tartışmak zorundadır çünkü; bu yanlış yollara saptırılan gençler iktidara şans eseri geldiği zaman ülke adeta bir çıkmaza sürüklenecektir.Bu nedenle bunun önüne geçmek gerekmektedir ve Atatürk’ün bıraktığı en değerli mirasimiz olan gençlerin geleceğini başka konulara sapmadan tartışılmak zorundadır..&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;YAZININ DEVAMI İÇİN CONTINUE LINKINI TIKLAYINIZ&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Çok değil birkaç ay önce gençlerin sorunlarını tartışmak üzere gençlerden sorumlu en üst düzey yetkililer tarafından bir toplantı yapıldı ama ne acı bir gerçektir ki ülkede gençlerle ilgili birçok sorun dururken günlerce gündemi bile meşgul etmemesi gereken, tartışılması berki de gereksiz olan sorunlarla uğraştılar.Türkiye’de sorunların içinde yaşayan bir genç olarak devletimizin ve toplumumuzun görmedikleri veya görmek istemedikleri sorunları bir nebze de olsa sesimi duyurmak istedim.Bu gördüklerim ve yaşadıklarım nedeniyle bu sorunların çözülemediği takdirde, tünelin sonu iyice karanlaşacak ve bırakın Cumhuriyetin 100 yılını 2010 yılına kadar tünelin yolu tamamen kapanabilir,trenin içindeki gençler olarak sonu gelmez problemlerle karşılaşabiliriz.Bugünün bir genci ve 2023 yılınında bir yetişkini olarak hemen hemen her gün yaşadığımız ve çoğu zaman önemsemediğimiz gençlerimizin sorunlarını daha fazla birikmeden en kısa zamanda çözmek için çalışmalara başlaması gerektiği düşüncesindeyim.Bu noktada hem gençlerimize hem de topluma bir takım sorumluluklar düşmektedir ama bu sorumlulukları açıklamadan önce Türkiye’de bir genç olarak gençlerimizin ne olarak algılandığına hep birlikte bakmakta fayda var.Gözlemlediğim ve birebir konuştuğum gençlerden yola çıkarak;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye’de genç olmak demek ;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Beyinsel değil,fiziksel güç olarak görülmek demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Terör örgütlerinin kucağına itilen adam demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- YÖK’e mahkum ve dershanelere potansiyel müşteri demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Senden başka herkesin adına karar vermesi demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;-  Maça taraftar ve koltuk atıp küfür etmek demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;-  Her yıl ÖSS için 9 milyar dolar harcayan demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- ÖSS’ye girip 100 kişiden 77’si üniversiteye girmeyen demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve asla sonu gelmeyen; ÖSS,Lgs ,Kpss,Kpds,Üds ve okul sınavları demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;-  Koltuk sevdasının başladığı çağ demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- İyi bir eğitim görüp işsizlikten 100 kişimizden 59’umuzun yabancı ülkeye kaçması demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Uyuşturucu ve sigara kullanımının 10 yaşına kadar indiği bir gençlik demek,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Ensesi en kalınından ve mümkünse siyasetten bir dayının,amcanın,teyzenin olması demek,
Bu liste daha uzar gider....&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Çoğu genç erkek eğer işe alınacaksa beyinsel güç olarak değil de fiziksel güç olarak alınmakta ve ne yazık ki bir çok genç kızımızda beyinsel olarak değil fiziksel güzellik olarak işe alınmaktadır.Bu son yıllarda birçok yerde böyle olmaya başlamıştır.İşe girerken bu potansiyele bakılmaktadır.Bunun önüne geçilemediği sürece başka ülkelerin imrenerek baktığı Türkiye bu sefer başka ülkenin gençlerine imrenerek bakmaz zorunda kalacaktır ve gençlerimiz artık beyinsel bir güç olarak görülmek ve sahip çıkılmak zorundadır..&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Bazı illerimizde gençlerimizin yaşam şartları ve olanakları kısıtlı olduğundan berki de devletimizin yetişemediği yetişmek istemediği gençlerimiz yaşam mücadelesini sürdürmek için aileleri tarafından yaşamlarını daha garantiye almak için bu sefer devlete karşı olmaktadır ve devletten toplumdan destek almadığı müddetçe bu devam edecektir....&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve bir turlu sonu gelmeyen sınavlar nedeniyle hayattan bazen soğuduğumuz, gecemizin gündüzümüzün bir olduğu,hayatımızın en verimli çağlarını bu sınavlara girerek harcadığımızı ve bu sınavların her genç gibi kalkması gerektiği kanaatindeyim ve sınav yerine projeler verilmesini bu sayede de gençlerimizin daha verimli çalışacağı görüşündeyim.Sınavdan sınava çalışan ve eminim ki hepimizin sınavdan sonra tüm bilgilerin beynimizden adeta uçup gittiği bir gençlik olarak sınavların kalkmasını istiyoruz ve yarış atı muamelesi görmek istemiyoruz,hayallerimizin peşinde koşmak istiyoruz sırf tek bir sınav yüzünden hayallerimizin yok olmasını istemiyoruz&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ve maalesef koltuk sevdası bu yaşlarda başlıyor bunun önüne geçmemiz gerektiği kanaatindeyim burada gençlere daha çok iş düşüyor.Koltuk sevdası nedeniyle birçok gencin engellendiğini ve sahip çıkılmadığını; bizzat kendimde yaşadım ve bir çok üniversitede de şahit oldum.Bunun en tipik örneği de üniversitelerdeki tipik öğrenci temsilcilikleridir.Genç arkadaşlarım koltuk sevdasını bırakmaları gerekiyor ve kişilerin değil kurumların kalıcı olduğunu hiçbir zaman akıllarından çıkarmamaları gerektiğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genç  bir ülkenin gençleri olarak şuan için bir çok sorunla karşılaşmaktayız ve çözüm beklemekteyiz bu çözüm elbette sadece devletten bekleyemeyiz Atatürk’ün de gençliğe hitabede belirttiği gibi ülkeyi kötü durumdan kurtaracak olan yine biz gençleriz ama bu güce sahip olmak durumundayızBbunun için;
Öyle bir oluşumda yer almalıyız ki;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Geçmişi ve geleceği bize ışık tutsun,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Siyasi yozlaşmaya bulaşmamış olsun&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Koltuğunu ülke için hizmet aracı olarak görsün&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Yönetimde ensesi en kalınından bir dayı ile veya torpille değil de bilgi birikimi ile yer alsın&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye Cumhuriyeti trenindeki gençliğe yol gösterildiği ve destek verildiği sürece,bu kadar genç potansiyele sahip ve güzelliklere sahip bir ülkeden beyin göçü engellenir ve gençlerimiz o zaman başka devletlerde ve terör örgütlerinin kucağında aramak zorunda kalmaz kurtuluş çaresini.Yeter ki gençler ‘gölgelenmesin’ çünkü;Türkiye'nin bugünü ve yarını gençlerimizdir. Bu nedenle Türkiye'nin gençlere verebildiği imkanlar sunduğu fırsatlar ne kadar acık olursa işte o zaman gençlerin ülkeye katacakları da o kadar fazla olacaktır ve o zaman gençlerimiz aşağıda da yer alan, maalesef çoğu gencimizin şuan ne durumda olduğunu açık bir şekilde anlatan ve yine bir gencin yazmış olduğu şiirdeki bu vahim durumdan kurtulmuş olacaktır....&lt;/p&gt;





&lt;p&gt;Genç olmanın ne demek olduğunun bilincindeyim&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Bosna-hersek’i haritada bulamasam da&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Sınavdan sınava kitap okusam da&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Michael jackson’ın ayakkabı numarası daima ezberimdedir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genç olmanın ne demek olduğunun idrakındayım&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Matematiğe kafam hiç basmaz&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ama birinci ligin puan durumunun her hafta farkındayım, olacağım.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genç olmanın ne olduğunu benden iyi kim bilir ki?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Kim bilir bu gidişin duruşu olacak mı?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Babam karnemi gördü,vurusu olacak mı?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genç olmanın ne demek olduğunu tahmin bile edemezsiniz&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Edebiyatla ilgim red kit’e kadar&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Benim yazacağım şiir anca bu kadar&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Tevellüt oldu yirmi kusur&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Zeka yaşım beş..&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/23/Golge-Etme-Baka-hsan-stemem2#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/23/Golge-Etme-Baka-hsan-stemem2#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/107</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Türkiye'de Söylenebilen Ve Söylenemeyenler Üzerine</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/20/Turkiyede-Ne-Soylenebilir-Ne-Soylenemz</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:60d90bb554ebd6452b46c74e92ff6b46</guid>
    <pubDate>Thu, 20 Mar 2008 00:29:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;Dorte HUNEKE, Istanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye’de yaşayan bir yabancı olarak insanların neyi söyleyip söylemeyeceği konusunda kafam biraz karışık. Öyle zamanlar oluyor ki bana neyi söyleyebilip neyi söyleyemeyeceğimi gösterecek bir rehberin olmasını istiyorum. Böylece en azından  (veya bir başkasının) ne durumda provokatif olarak algılanacağımı, sınırın ne olduğunu bilebilirim, tabi sınırları bilmem benim her durumda çenemi kapatıp yerime oturacağım anlamına da gelmez ama muhtemel reaksiyonlara karşı en azından hazırlıklı olabilirdim.
&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/106564-106565-1-tuerkei_deutschland.jpg&quot; alt=&quot;flags&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;.
Başbakan Tayyip Erdoğan kısa üre önce bir Anadolu gezisi sırasında  hayatından memnun olmayan bir çiftçiye ‘Ananı da al git’ dedi ve bu söz birçok kişinin bilinç altında  yer etti. Bu sözü geçtiğmiz yıl genel seçim turu sırasında söylemişti.  Görünen o ki Türk seçmenler neredeyse bu sözü ciddiye bile almadılar ve oylarını AKP’ye, hakkında geçtiğimiz hafta kapatma davsı açılan partiye verdiler. Demek ki bir çiftçiye yapılan hakaret fazla birşey ifade etmiyor. Öte yandan, bir gazetenin haberinden öğrendiğimiz kadarıyla Başbakanın bu ve benzeri sözleri bir tiyatro oyununda tekrarlandı, Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularının Rize’de sahnelediği ‘Düğün ya da Davul’ isimli oyunda ‘Başbakan Kimden Korkar- ABD’den, Burası yan gelip yatma yeri değil’ gibi bazı replikler de bulunuyordu. Sonuç mu, oyuncular hakkında sorşturma açıldı ve birçoğu ceza aldı.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Belli ki devlet yetkililerinin oyunları izleyecek ve Trabzon Kültür Sanat Birliği Temsilcsi Nermin Karademir gibi profesyonel oyuncuları dinleyecek kadar vakti yok. Karademir, ‘Tiyatro resmi yetkililerin sabah akşam övüldüğü bir yer değil. Karademir,  ‘Medya ve halka tiyatrolara sahip çıkmaları için çağrıda bulunuyoruz’ diyor. Bu arada Baba ve Piç isimli romanında söyledikleri nedeniyle Türklüğe hakaretten yargılanan Elif Şafak’ın, İngiltere’de en prestijli edebiyat ödüllerinden Orange Prize’a aday gösrerilmesini okumak teselli verici.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Medya önemli rol oynuyor. Karademir’in söyledikleri medya konusunda da gayet doğru; Hiçbir gazeteci hükümet yetkililerinin sabah akşam övüldüğü bir yerde olamamalı, gazetecilerde mesleğini bir gereği olarak tıpkı sanatçılar gibi insanların söylediklerine eleştirel gözle bakmalı ve bunu topluma taşıyabilmelidir. Bu noktada eleştierel olmak ve doğruları söylemekten uzak, işin kolayına kaçarak bir partiyi suçlamak arasında fark vardır.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Geçtiğimiz haftalarda da şunu öğrendim ki Türkiye’de tanımadınız birine ‘’Hadi ya! Sen Alman mısın, Almanlar daha geçen gün Türklerin evlerini yaktılar değil mi, kaç kişi ölmüştü sahi, 9 mu 10 mu’’ şeklinde sözler söylemek (ki bunda payı bulunan medyayı da açık bir şekilde eleştiriyorum) hiçbir şekilde hakaret veya uygunsuzluk olarak değirlendirilmiyor.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Soruyu sorana en azından şu kadarını söyleyebildim: Hangi millete karşı olursa olsun her türlü kundaklama eylemini sert bir şekilde kınıyorum, Alman ve Türk birçok dostum da böyle yapıyor. Gerçekten de artık yeter, aramızda insanları ırklarına göre sınıflandıracak insanlar var, sorunun çözülecek olmasına inansam bunların sınır dışı edilmesini de isterdim fakat korkarım ki bu soruna çözüm olmaz.  Türklere veya Alevielere karşı da hiçbir kötü niyetim, düşüncem yok ve ben Türkiye’de yaşıyorum.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Fakat ırkçılığa varan görüşlere de karşıyım ve bu sözleri söyleyenin Türk, Alman veya başka bir milletten olması da önemli değil. Ben Alman olduğum için kendimi savunmak zorunda bırakılmaktan rahatsızım, bu nahoş sözler için  Türk halkını suçlamıyorum, ben bu düşünceden sorumlu olanları ve söylenen sözlere gözü kapalı inanarak ve onları destekleyenleri suçluyorum  .Türklere karşı seri saldırıların arkasında Almanlar olduğunu bana söyleyen Van’daki eğitimsiz kasetçinin veya Ortaköy’deki kuyumcunun bunda bir hatası yok, burda hata asıl hata, Alman hükümeti Türk toplumunun temsilcileriye  entegrasyon zirvesi düzenlerken, Türk okurlarını, ‘Almanlar Türkleri sevmiyor’, ‘Alman hükümeti Türlere karşı bilinçli şekilde faşist bir politika izliyor’  yalanlarına inandıran gazetecilerdedir. Bu tür sert, genellemeci ve savunulması imkansız suçlamalar Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri iyileştirmede de hiç faydalı olmuyor, ne yazık ki basit düşünen, tiraj ve kar amacıyla manşet ve başlıklar atanların yaktığı ateşi daha da alevlendiriyor.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;• Son paragraftaki alıntı Referans Gazetesi Yazarı Yiğit Bulut’un &quot;Türkiye Uyurken, Almanya Türkleri Yaktı&quot; başlıklı yazısından alınmıştır. Aynı yazı Turkish Weekly gazetesinin web sitesinde de yayınlanmıştır. Makalenin linki: http://www.turkishweekly.net/news.php?id=53516&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;(Çeviren: Özcan Tikit)&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
          <comments>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/20/Turkiyede-Ne-Soylenebilir-Ne-Soylenemz#comment-form</comments>
      <wfw:comment>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/20/Turkiyede-Ne-Soylenebilir-Ne-Soylenemz#comment-form</wfw:comment>
      <wfw:commentRss>http://istanbul.cafebabel.com/tr/feed/rss2/comments/105</wfw:commentRss>
      </item>
    
  <item>
    <title>Demokrasiyi Kolaya mı Değişeceğiz</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/15/Demokrasiyi-Kolaya-m-Deieceiz</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:9b6327065042d295a6863f11d7f70933</guid>
    <pubDate>Sat, 15 Mar 2008 15:13:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/./.turkey_s.jpg&quot; alt=&quot;turkey.jpg&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;Bu da oldu, birileri istedi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yüzde 47’lik çoğunluğunu elinde bulunduran hükümet partisi AKP’ye kapatma davası açıldı. DTP’ye açılan dava da zaten devam ediyor, nitekim AKP’yi kapatmaya yeltenen zihniyet DTP’yi bir kez daha kapatmakta hiçbir sakınca görmeyecektir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Oh ne ala değil mi, AKP’yi kapat,  DTP’yi de kapat, ne kaldı geriye yüzde 30, e bu kadar uğraşacağımıza oldu olacak bari meclisi de kapatalım efendim. Yok artık dediğinizi duyar gibi oluyorum, ama inanın ki abartan ben değilim, az bile söyledim. Askeri cuntanın gerçekleştirdiği 12 Eylül 1982 darbesi bu söylediklerimin yapılmasında hiçbir sakınca görmeyen önemli imtiyazlara sahip bir kitle yarattı. Türkiye’de demokrasinin askıya alınmasını, askeri yönetime geçilmesini, anayasal TC profiline uymayanların, ne camiye, ne kiliseye ne havraya ne de cemevine alınmamasını isteyenlerin oranı hiç de az değil. 12 Eylü askeri darbesi aklı başında vatanseverleri tasviye ederken, demokrasi taraftarlarını işkence odalarına alırken, kopyala yapıştır mantığıyla 5 günde hazırladığı yeni anayasayı kendi çıkarlarını gözeterek sahiplenecek kitleyi önemli makamlarla mükafatlandırdı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Özel sektörde ve devletin birçok makamında önemli konumlara getirilen bu kayırmacı zihniyet sahipleri bugün artık yaş haddinden emekliye ayrılırken alt kadrolarını da kendileri gibi insanlarla doldurdu. İşte tam da bu yüzden Türkiyem ne yazık ki bir türlü düzlüğe çıkamıyor. Türkiye’de her şeyin kaymağını hep bunlar yedi, Kürtler ülkeyi bölecek, İslamcılar Türkiye’yi İran yapacak, Aleviler Sünnileri kılıçtan geçirecek, Avrupa bizi yıkmak isteyen dış mihraklar birliğidir diye diye yarattıkları alacakaranlık korku ortamında kendileri lüks apartman dairelerinde yaşamaya devam ettiler ve halkın demokrasi azmini yıllarca ötelediler.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Bu kesim Atatürkçü olduğunu iddia ederler, ki ilginç bir şekilde bu yalanlarına artık kendileri de canı gönülden inanmış durumdalar, ama modern Türkiye’nin kurucusunun halkçılık ilkesiyle hiçbir zaman barışamadılar, çünkü halk onların gözünde milletin efendisi değil. Onların gözünde milletin efendisi Sünni Müslümanım diyen ama haftada en az bir kez meyhaneye giden, Hıristyan, Ermeni veya Kürt olmayan proto vatandaş tipidir, gerisi ise nafiledir, halkın gerçek efendisi devlete ait lüks tesislerde 1 liraya bira-kolan içen, 3 liraya da yemek yiyendir. Herşeyin en doğrusunu onlar bilirler, her şeyin en iyisi de onların olmalıdır aksini iddia eden ise vatan hainidir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Türkiye’nin üzerinde adeta bir azınlık iktidarı kuran bu kesim statükonun yılmaz savunucusudur. Statükoyu değiştirmek isteyenlerin karşılarında ilk bulacakları bu elitlerimizdir. Genelde silahlı güçleri harekete geçirerek imtiyazlarını bugüne kadar korumayı adet edinmiş elit efendilerimiz, bugün artık farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalmışlardır. Neler yapmadılar ki, önce türban dediler, gaza getirdikleri halkı bölücülerin coplanma mekanları olarak gördükleri meydanlara döktüler. Doldurdukları Gündoğdu, Çağlayan meydanlarından meydanlardan aldıkları gazla haydi seçime dediler, sandıkta yüzde 60’lık bir tokat yediler, gizli güçleri devreye soktular ama o da tutmadı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Sevgili elitlerimiz şimdi ise o eski yöntemlerine geri döndüler, Türkiye’nin tüm demokratik kazanımlarını, ekonomik büyümesini yok etmek için düğmeye bastılar. Şimdi geç olmadan sormak lazım, sevgili elitler bu yaptığınız demokrasi ayıbı değil mi, haydi demokrasiye önem vermiyorsunuz onu anladık tamam da, e peki 70 milyonun vebalini ucuz bir kola karşılında boşlamaya ne diyorsunuz, ya değer mi Allah aşkına?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Özcan TİKİT&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>Van’da Politikanın Gölgesinde Kadınlar Günü</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/11/Vanda-Politikann-Golgesinde-Kadnlar-Gunu</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:ffcb9fad0a72e6b6be64aab407f9c430</guid>
    <pubDate>Tue, 11 Mar 2008 16:41:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/Van_Mart08__115_.JPG&quot; alt=&quot;van 8 M&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Dorte Huneke, Cafebabel Istanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Van’da Dünya Kadınlar Günü Diyarbakır’daki gibi  Çince kutlanmadı fakat kadınların sorunlarını dinlemek veya konuşmak için Van’a gelenler de beklediğini bulamadı ve sessiz kaldı. Van’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kadın konularından çok politik çatışmaların konuşulduğu, söz sahibin ise yine erkekler olduğu toplantılarla geçti. Demokratik Toplum Partisi, şehir merkezinde kadınların renkli yöresel kıyafetleri içinde ellerinde Kürtçe ve Türkçe ‘Edi Bese- Artık Yeter’ ve ‘Jin Jiyan Azad- Kadın, Yaşam, Özgürlük’,  yazılı pankartlar taşıyarak katıldığı bir miting düzenledi. Peki neye Artık Yeter? Doğrusu Türkiye’nin doğusunda yaşayan bu kadınların hakları için sokaklara dökülmeleri ve ‘Artık Yeter’ diyerek haykırmaları için özgürlük ve kadın hakları gibi birçok iyi sebepleri var. İşte size birkaç hatırlatma veya örnek, nasıl kabul ederseniz yani, namus cinayetleri sıkça işleniyor, yılda ortalama 5 kadın bu sebepten öldürülüyor, kadınlar hiç sorulmadan kimi zaman da berdel (takas) usulü evlendirilebiliyor veya para karşılığında kendinden 30-40 yaş büyük kocaya satılabiliyor. Kadınlar sıklıkla kocalarının şiddetine ve diğer kötü muamelelerine maruz kalıyor, eğitim hakları ellerinden alınıyor, ev hapsine alınıyor fakat seslerini bile duyan olmuyor. Ne yazık ki Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen miting ve toplantılarda kadının bu sorunlarından çok az bahsedildi.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Bölgede 2004’ten bu yana takdire değer çalışmalarla kadınları koruyan ve sorularını gündeme getiren ve  Van Kadın Derneği VAKAD, 8 Mart nedeniyle düzenlemeyi planladığı etkinliği iptal etti, derneğin farklı  çalışmalara konsantre olduğunu öğrendik. VAKAD otobüsü önümüzde 14 gün boyunca Van çevresindeki köyleri gezecek. Gönüllü uzmanların da katılacağı gezilerde köylü kadınlara broşürler dağıtılacak, tura katılanlar Vanlı kadınlarla sıkıntılarını, korkularını ve umutlarını konuşacak ve bununla ilgili bir de rapor hazırlaması düşünülüyor.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Dünyanın neresinde olduğu önemli değil ama ne yazık ki şu da bir gerçek ki dünyanın her tarafında kadınlar hergün şiddete maruz kalmaya devam ediyor. Farklı kültürler ve coğrafyalarda yaşanan uygulamalar arasındaki tek fark ise kadına yönelik şiddettin her kültürde farklı şekillere bürünmesi ve kadına yönelik şiddete meşru bir zemin kazandırılmasıdır. Uluslararası Kadınlar Günü de kadının güvenliğinin ve özgürlüğünün önemi anlamına gelir. Politik çatışma ise başka bir konudur.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;(Çeviren: Özcan Tikit)&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>Erasmus Türkiye'de Bayrak Devri</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/07/Erasmus-Turkiyede-Bayrak-Devri</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:ae1968a9a045b2a0bf4d91198ed9543e</guid>
    <pubDate>Fri, 07 Mar 2008 13:35:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/./.ESN_bilgi_m.jpg&quot; alt=&quot;esn bilgi1&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Cafebabel Istanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Geçtiğimiz haftasonunda İstanbul Bilgi Üniversitesinde düzenlenen Erasmus Öğrenci Ağı-Ulusal Platform toplantısında (ESN Türkiye NP); ESN Türkiye yeni yönetim kurulu üyelerini seçti. Türkiye’de farklı şehirlerde bulunan 13 Erasmus Öğrenci Ağı şubesinden toplam 85 temsilcinin bulunduğu ve de Bilgi Üniversitesi organizasyon komitesi başkanı ve Esn Bilgi Temsilcisi Uğur Bakıcı açılış konuşmasını yaptığı toplantıda katılımcılarıyla, iki gün süren toplantı boyunca, gündeme Erasmus Öğrenci Ağı’nın (ESN) yönetim politikaları, planları, üniversiteler arası öğrenci değişim programı olan Erasmus ile ilgili konular, katılımcıların önerileri, genişleme politikaları ve seminerler damgasını vurdu. Ayrıca Işık ve Adnan Menderes Üniversitelerinin de üyeliğinin resmi olarak kabul edildiği toplantıda, böylece yeni dönemde de genişlemenin ilk adımları atılmış oldu. Yapılan oylamalar sonucunda oy çoğunluluğuyla, yeni yönetim kurulu şu şekilde belirlendi:&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Başkan, Melike Akan (Yıldız Teknik Üniversitesi).&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Başkan Yardımcısı, Bengul Öztemiz (Ege Üniversitesi);&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ulusal Temsilci,  Server Ağırman (Yıldız Teknik Üniversitesi)&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ulusal Temsilci Yardımcısı, Emine Mete (Bahçeşehir Üniversitesi);&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Sekreter, Hande Ayata (Bahçeşehir Üniversitesi);&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Sayman, Erdeniz Unvan (Anadolu Üniversitesi);&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Halkla ilişkiler sorumlusu, Ece Öksüm (İTÜ)&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Avrupa Birliği tarafından koordine edilen Erasmus programı, üniversite öğrencileri ve akademik personellerin değişimini sağlayan ve her yıl on binlerce öğrenci ve eğitim personelinin farklı ülkelere giderek oradaki kültürleri tanıma fırsatını veren bir programdır. Erasmus programının amacı, Avrupalı yüksek öğretim kurumlarının birbiriyle işbirliği yapmalarını teşvik ederek, akademik ve kültürel aktarımı sağlamaktır ve bu noktada Erasmus Öğrenci Ağı(ESN), Erasmus değişim programına katılan öğrencilere sosyal ve kültürel aktiviteler düzenleyen, geldikleri ülkeye integrasyonunu kolaylaştıran, onların yaşayabilecekleri sorunları azaltan ve Avrupa Konseyi’ne düzenli olarak program hakkında bilgi veren gönüllü bir öğrenci birliğidir. Topluluğa 2004 yılında katılan ve ESN ITU ile başlayan Türkiye, bu tarihten itibaren bir çok üniversitede şubeler açarak, en son olarak toplamda 15 şubeyi bünyesinde bulundurmaktadır. Son yıllarla beraber ESN Türkiye’de gözlenen bu büyüme, onun hızla büyüyen ülke olarak görülmesine sebep olurken, sonuç olarak Erasmus programı ve Erasmus öğrenci ağının AB'deki imajımıza çok olumlu katkıda bulunduğu düşünülmektedir&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>Diyarbakır Kadınlar Günü'nü Çince Kutluyor</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/05/Diyarbakr-Kadnlar-Gununu-Cince-Kutluyor</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:5e6b3df5e781d9cabd2f9606fe6ad458</guid>
    <pubDate>Wed, 05 Mar 2008 14:21:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/./.cin_m.jpg&quot; alt=&quot;cin1&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Cafebabel Istanbul&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Diyarbakır Yenişehir Belediyesi, Kürtçe üzerindeki baskılara ilginç bir yöntemle tepki gösterdi. Daha önce bazı belediyelerin Kürtçe hazırladığı davetiye ve afişlere soruşturma açılınca Belediye Başkanı Fırat Anlı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Çince afiş hazırlatılmasını istedi. Kentin değişik noktalarına asılan afişlerde &quot;Barışa, demokrasiye ve eşit paylaşımın olduğu bir geleceğe olan inancımızla tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!&quot; ifadesine yer verildi.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;İronik protesto için &quot;Çince de olsa mesajlarımızı vereceğiz diyen&quot; Yenişehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Şefik Türk şunları söyledi: Diyarbakır bir metropol kenttir ve dünyadaki değişik ülkelerden turistler ziyaret etmektedir. Bundan dolayı değişik dillerde mesaj ve duyuruların yapılması oldukça doğaldır. Ama bilindiği gibi belediyelerimiz bazı özel günlerde Kürtçe olarak yapmış oldukları duyuru ve mesajlar nedeniyle soruşturmalara tabi tutulmuşlardır. Bizde buna karşı olan tepkimizi farklı dillerde yaptığımız duyurularla dile getirdik.&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>AB Türkiye Gençlik Çalıştayı'na Davetlisiniz</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/03/AB-Turkiye-Genclik-Caltayna-Davetlisiniz</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:af410cf59877e34c79c2f1ec6bab300e</guid>
    <pubDate>Mon, 03 Mar 2008 12:05:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;Avrupalı vizyonuna sahip Türk gençleri Forum Istanbul Gençlik &lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/forumist.jpg&quot; alt=&quot;forumist&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt;Platformu öncülüğünde düzenlenecek konferansla Türkiye AB ilişkilerini masaya yatırıyor. Forum İstanbul Gençlik Platformu 2007 yılında başlattığı  &quot;2023'e Doğru&quot; konferanslar ve paneller dizisine &quot;AB – Türkiye İletişim Stratejileri&quot; konulu bir çalıştayla  devam edilecek. TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Dr. Bahadır Kaleağası, Avrupa Parlementosu Milletvekili Vural Öger ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Danışmanı Kader Sevinç gibi önemli AB uzmanlarının da katılacağı bu çalıştayda gençler de söz sahibi olacak. Çalıştaylarda sunum yapmak isteyenlerin Forum Istanbul Gençlik Platformu'nun sitesinde başvuru formunu doldurmaları ve diğer detayları okumaları gerekmektedir. Oturumlara ve çalıştaylara katılmak isteyenlerin siteden başvuru formunu doldurmaları yeterlidir. Program ücretsizdir ve sonunda tüm katılımcılara sertifika verilecektir.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;SUNUMLA İLGİLİ DETAYLAR&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1. Aşağıda bulunan çalıştayların birinde sunum yapmak isteyenler, sunum metinlerini en geç 7 Mart 2008 Cuma, saat 18:00'e kadar hedef2023@gmail.com adresine yollamaları gerekmektedir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2. Her bir çalıştayda 10'ar dakikadan en fazla 3 sunum yapılabileceğinden tarafımıza yollanacak sunumlar, komitemiz tarafından değerlendirilecek ve sonuçlar size  telefonla bildirilecektir. Bu nedenle başvuru formundaki bilgileri eksiksiz doldurmanız büyük bir önem arz etmektedir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;3. Sunumlar 3 sayfa ( 10 dakikayı aşmayacak şekilde ), 1.5 satır aralığı, Times News Roman yazı tipi ve Word formatında  olmalıdır.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;4. Konuşmanızda Power Point kullanmayı düşünüyorsanız, sunumunuzu yollarken bu detayı eklemeyi unutmayınız.  Sunumları kabul edilenlerin, şehir dışından gelecekler ise, yol masrafları tarafımızdan karşılanacaktır.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;www.hedef2023.org&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genel Sekreter Cansu Ekmekçioğlu&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;www.hedef2023.org&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;c.ekmekcioglu@gmail.com&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Adres:&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Katılım formu için:&lt;a href=&quot;http://www.hedef2023.org&quot; hreflang=&quot;tr&quot;&gt;www.hedef2023.org&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Genel Sekreter&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Cansu Ekmekçioğlu&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;c.ekmekcioglu@gmail.com&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;info@hedef2023.org&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Konferans Tarhi: 15 Mart 2008&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Konferans Adresi: Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Konferans Salonu, Istanbul&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>CERN'deki Meslekdaşları Arık Hocayı Unutmadı</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/03/01/CERNdeki-Meslekdalar-Ark-Hocay-Unutmad</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:32fcdc8e0c6ffb802b8cdd85d4d5386a</guid>
    <pubDate>Sat, 01 Mar 2008 01:04:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>    &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/arik.jpg&quot; alt=&quot;engin arik&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Özcan TİKİT&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;İSVİÇRE'de CERN'de çalışan (Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi) bayan meslekdaşları geçtiğimiz yıl kasım ayında Isparta'daki uçak kazasında 6 çalışma arkadaşıyla hayatını kaybeden Nükleer Fizik Profesörü Engin Arık'ı unutmadı. Atlas Kadın Grubu ve CERN Yaz Okulları Koordinatörü John Ellis'in öncülüğünde Engin Arık Fonu'nun kuruldu. Engin Arık Fonu'nun  Fon'un amacı Arık'ın da herzaman destek verdiği dünyanın en gelişmiş bilim merkezi olan CERN'de eğitim gören Türk öğrencilerin sayısını artırmak ve Türkiye'de daha fazla başarılı fizikçinin yetişmesini sağlamak. Fonun girişimleriyle her sene bir başarılı Türk Fizikçi genci, ülkemizin gözlemci üye statüsünde bulunduğu CERN'de eğitim görecek. CERN Engin Arık Fonu'nun bu girişimiyle her sene fazladan 1 Türk öğrenci Yaz Okulu Programı'na katılabilecek. Projeye desteğini açıklayan Arık'ın eşi Metin Arık, &quot;Prestiji yüksek Engin Arık Fonu sayesinde yetişecek öğrenciler bundan büyük gurur duymalı, öğrencilere büyük bir fırsat sunan bu fon ile birlikte eşimin CERN'deki çalışmalarının ve katkılarının da ölümsezleşmesini umut ediyorum&quot; dedi. Bankada açılan hesapla destek toplayan Engin Arık Fonu daha kurulur kurulmaz bazı enstitülerden ve yardımseverlerden destek almaya başladı bile. Patras Üniversitesi ilk yıl için fona  3 bin euro, Atlas çalışanları da önümdeki 3 yılda her dönem için 5 bin 500 İsviçre frankı yardımda bulunduğunu açıkladı. CERN'ün de fona katkıda bulunacağı ancak rakamın henüz açıklanmadığı belirtildi. Atlas Sözcüsü Konstantin Zioutas fonda toplanan yardımların doğrudan seçilen Türk öğrencilerin eğitimine harcanacağını açıkladı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Atlas Projesinde görev yapan Yardımsı Doçent Doktor Bilge Demirköz yaptığı açıklamada,  &lt;em&gt;Engin Arik'in en cok istedigi sey, Turkiye'nin CERN'e üye olmasıydı. Cünkü o da, benim gibi, CERN'e uye olmanin en kisa vadede Türk fizikçilerinin eğitimine, orta vadede Türkiye'ye teknoloji transferine ve uzun vadede de Türkiye'nin dünya bilim dunyasinda söz sahibi olmasina ve gelecegin teknolojilerini geliştirebilecek seviyeye gelmesine yardimci olacağina inanıyordu. Türkiye'nin CERN'e üyeliği konusunda Türkiye'deki ilgililerce henüz bir adim atılmamışken, CERN'ün Engin Arik'in bu rüyasini gerçekleştirmek için Türk öğrencilere böyle bir olanak sağlaması, beni duygulandırıyor ve gelecek için umitlendiriyor. Umarım Turkiye'deki bilimsever ve yardımsever insanlar da bu fona katkıda bulunur ve Türkiye'nin geleceğine katkıda bulunurlar.&lt;/em&gt; diyerek projeye desteğini açıkladı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;strong&gt;HESAP IBAN NUMARASI: CH8800279279289067M1J        &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>Almanya Ludwigshafen'den 2 Ders Aldı, Ya Türkiye...</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/02/23/Almanya-Ludwigshafenden-2-Ders-Ald-Ya-Turkiye</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:de2231cf8690bdf7cff4a3eeebc8228a</guid>
    <pubDate>Sat, 23 Feb 2008 23:20:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;TÜRK TOPLUMUNU YAKINDAN TANIYAN ALMAN GAZETECİ DORTE HUNEKE, 9 TÜRK’ÜN HAYATINI KAYBETTİĞİ LUDWIGSHAFEN YANGININA İLİŞKİN ANALİZLERİNİ CAFEBABEL ISTANBUL OKURLARI  İÇİN KALEME ALDI.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Dorte Huneke,&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Cafebabel Istanbul, LUDWIGSHAFEN&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Dürüst olmak gerekirse pazar gecesi Ludwigshafen’deki yangının neden ve nasıl çıktığı henüz tam olarak aydınlanmış değiliz. Nasıl olduğunu bilmiyoruz ama bir ev öyle ya da böyle yandı. Almanya’da yaşayan 9 Türk Alevi bir yangında yaşamını yitirdi. Yanan evde alev kapanına sıkışan çaresiz amcası tarafından pencereden atılan bebeğin ölüm ve yaşam arasındaki ürpertici yolculuğunu gösteren fotoğraf hepimizin hafızasına kazındı. Bu fotoğraf 9 kişiye mezar olan evdeki ölümcül yangının da sembolü oldu. &lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/ludwigshafen.jpg&quot; alt=&quot;ludwigshafen&quot; style=&quot;float:left; margin: 0 1em 1em 0;&quot; /&gt; 11 aylık yeğenini son kez görüyor olabileceğini düşünerek öpen, gözyaşları içindeki anne ve babanın endişeli bakışları altında onu 3. kattaki pencereden aşağı bırakan genç adamın o an aklından geçenleri ve içinde bulunduğu ruh halini kelimelere dökmek her ne kadar zor da olsa, bunun olaydan sonra yapılan birçok yorumun aksine sevgi, güven, sorumluluk ve temiz kalplilikle girişilen bir hareket olduğu kesindir.  Tıpkı; gerçeklerden habersiz olarak itfaiyenin yangın yerine 20 dakika sonra geldiği söylentisine inanarak önyargılı davranan, aslında 2 dakika içinde yangına müdahale ederek daha büyük bir facianın yaşanmasını canını dişine takarak sağlayan kahraman itfaiye erlerine saldıran 37 yaşındaki Türk gibi, ne yazık ki bazı vatandaşların yaşadıkları üzüntü ve umutsuzluk, heyecan görevlilere yönelik tepkiye dönüştü.  Bazı Türk gazeteleri de yangına adeta körükle gitti. Yangının nedeni henüz erken soruşturma aşamasında bile değilken Hürriyet gazetesi, Ludwigshafen şehrini “Nazi Yuvası” olarak ilan etti, bununla da yetinmedi, ortada herhangi bir kanıt yokken kişilerin tamamen önyargılarına dayanan ve Almanya’da yaşayan 4 Türk’ten 3’ünün yangını Almanların çıkardığını öne süren bir araştırma yayınladı. Şimdi sormak lazım,  böyle bir araştırmayı yayınlamanın kime ne tür bir faydası olabilir?&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Gerçekten de Almanya’daki Türkler’e uzun süre misafir gözüyle bakıldı ve zaten birçoğu da ileride birgün Türkiye’ye dönecek misafir olarak gördü kendini. Türk ve Almanlar’ın kendilerini “biz –onlar” olarak gördüğü tartışmalar artık geride kaldı. Hassas davranarak Solingen ve Mölln olaylarını anımsatmaktan uzak dursa da Erdoğan’ın bu konuşması biranda Almanya’yı 1980 ve 1990’ların başındaki tartışmalara geri götürdü. Himayeci ve hor gören bu tür açıklamalar insanların birbirini daha iyi anlaması ve ilişkilerin iyileştirilmesi için çalışan binlerce Türk ve Alman’ın çabasına zarar veriyor. Hayatını Almanya’da inşa eden ve başarılı bir kariyere ulaşan çok sayıda Türk bulunuyor. İtiraf etmek gerekirse bu göçmen topluluğunu fark etmek Almanya için uzun, karışık ve zor bir süreç oldu. Fakat aradan geçen yıllarda Almanya entegrasyonu sağlama yolunda önemli bir mesafe kat etti. Irkçılığın sorunlarına çözüm olacağını düşenecek kadar beyinsiz olan insanlar da ne yazık ki hala var. Bu zihniyetteki insanların her toplumda bulduğunu inkar etmek hata olur.  Buna karşılık nereli olursa olsun, zayıf ruha sahip insanları, ırkları nedeniyle birbirine karşı kışkırtacak yönde hareket etmek hata değil midir?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Hangi ülke daha iyi anavatan Türkiye mi, Almanya mı? Bu tartışma bazı noktalarda pinpon oyununa dönüştü. Berlin’de Humboldt Üniversitesi’nde okuyan Deniz “Eğer ikinci dili öğrenmeden ana dilin öğrenilmesi gerçekten bu kadar önemliyse, Erdoğan neden Türkiye’de Kürtçe dilinde eğitim veren okulların açılmasına izin vermiyor”  diyor.Yangında 9 ferdini kaybeden ailenin mensubu olduğu Alman Alevi toplumu da Erdoğan’ın sözleri karşısında savunmaya geçme gereği gördü. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Ali Ertan Toprak yaptığı açıklamada Erdoğan’ın açıklamalarını “yüzsüzce” “insafsızca” olarak bulduğunu söyledi. Toprak “Erdoğan buraya büyük demokratı oynamaya geliyor, fakat nedense bunu kendi evinde yapmıyor” diyor. Aleviler Müslüman olmalarına rağmen İslam’ı liberal yorumlamaları nedeniyle Türkiye tarafından Müslüman azınlık olarak tanınmıyorlar.  Almanya’da yaşayan Alevi nüfusu ise 700 bin civarında. Türkiye’nin doğusunda  benzeri bir trajedi yaşansaydı, 9 Alevi bir yangında ölse benzeri bir uluslararası tartışma yaşanacak  mıydı. Böyle bir olay yaşanmış olsa, hemen ilk günden benzeri suçlamalar yapılarak, çok sayıda Türk Alevinin yaşamını yitirdiği 1978 Maraş ve 1993 Sivas Katliamları hatırlatılacak mıydı acaba. Bu bir tek olayla ilgili görüşlerimizin, eski korkularımızdan ve önyargılarımızdan nasıl da etkilendiğini ve bazen de bizi düşüncesizce bir sabırsızlık içine soktuğunu, günah keçileri üretmemize yol açtığını gösteriyor.
Biz henüz Ludwigshafen yangınını konuşurken ve teknik bir arızanın buna neden olduğunu umut ederken, Gelsenkirchen, Pirmasens, Albingen, Marburg ve Avusturya Viyana’dan yeni yangın haberleri geldi. Türkiye’de gazeteler yanan evler Türklere ait olmasa da her yangın haberini birnci sayfadan vermeye devam ettiler. Şüphesiz ki; Ludwigshafen hakkındaki hararetli tartışmalar, öfke dolu sorumsuz suçlamalar kundaklama sonucu çıkan bu yangınları tetiklemede de etkili oldu.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Almanlar bu şok edici yangından sonra 2 ders çıkardı: Birincisi Alman politikacılar son dönemdeki çabalarına rağmen Almanya’da yaşayan Türklere toplumun benimsenmiş bir parçası oldukları mesajını henüz verememiş. İkinci ders ise, devlet demek ki artan neo nazi sempatisine karşı yeterli hassasiyeti göstermemiş. Ludwigshafen’de pencereden atılan bebeğin hayatını bir Alman polis kurtardı, birkaç gün sonra evi alevler içinde kalan yaşlı Almanı ise bir Türk kurtardı. Bu iki olay, öfkeli genelleme ve suçlamalara başvurmak yanılgısına düşmekten kurtulmamız için umut olduğunu gösteriyor.&lt;/p&gt;

&lt;pre&gt;&lt;/pre&gt;

&lt;p&gt;(Çeviren: Özcan TİKİT)&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
  <item>
    <title>Avrupa'nın Genç Kalemlerine Özel Yarışma</title>
    <link>http://istanbul.cafebabel.com/tr/post/2008/02/21/Avrupann-Genc-Kalemlerine-Ozel-Yarma</link>
    <guid isPermaLink="false">urn:md5:6b4a4e54901a6753d05e72c50f067750</guid>
    <pubDate>Thu, 21 Feb 2008 21:38:00 +01:00</pubDate>
    <dc:creator>Ozi</dc:creator>
            
    <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/071122_enl_ec_ban500x60_tr.gif&quot; alt=&quot;yarısma1&quot; style=&quot;display:block; margin:0 auto;&quot; /&gt;Avrupa Gençlik Basın Birliği Avrupa ve genişleme konulu Avrupa Genç Gazeteciler Yarışması düzenliyor.  Avrupa Gençlik Basın Birliği ile Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü’nun isbirliği ile düzenlenen yarısma genç basın mensuplarının, Avrupa Birliği’nin genisleme politikasına ve Avrupa kültürü ve değerlerine ilişkin görüslerini dile getirmeye tesvik etmeyi amaçlamaktadır.  Avrupa Birliği, 50 yıllık tarihi boyunca genisleyerek baslangıçta 6 olan üye ülke sayısını 27’ye yükseltmis, nüfusu ise yaklasık 500 milyona ulasmıstır. Bugünün Birliği, 6 üye ülke ve 200 milyonun altında bir nüfusa sahip olduğu döneme göre çok daha güçlü ve etkindir. Genisleme, AB’nin en güçlü politika araçlarından biridir. AB’nin çekim gücü Orta ve Doğu Avrupa’yı modern, iyi isleyen demokrasilere dönüstürmeye yardımcı olmustur. Daha yakın zamanlarda, aday ve aday adayı ülkelerde (Türkiye, Hırvatistan, Eski Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti’nin yanı sıra Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan ve 1244 numaralı Birlesmis Milletler Güvenlik Konseyi Kararı kapsamında Kosova) önemli reformlar yapılmasına vesile olmustur. Tüm Avrupa yurttasları istikrarlı demokrasileri ve zengin piyasa ekonomileri olan komsulara sahip olmaktan yararlanmaktadır. Genisleme, Avrupa çapında barısı, istikrarı, refahı, demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü güçlendirerek, ilgili ülkelerin gelisimine yardımcı olan, dikkatle yönetilen bir süreçtir.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://istanbul.cafebabel.com/public/istanbul/1poster_TR.pdf&quot;&gt;poster&lt;/a&gt;AB değisim programları sayesinde seyahat edip diğer dilleri öğrenmeleri daha kolay hale geldiği için, farklı değer ve kültürlere sahip bu topluluktan özellikle genç Avrupa vatandasları yararlanmaktadır. Uzun vadede, AB genislemesinden en çok fayda sağlayacak olanlar da onlardır. Avrupa’nın geleceğine iliskin düsüncelerini dile getiren genç gazeteciler, kendi kusaklarının önemli kanaat liderlerini olusturmaktalar.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;OLLI REHN DE DESTEKLIYOR&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;AB’nin Genislemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn genç basın mensuplarını yarısmaya katılmaya çağırarak  “Bu yarısmanın baslamasını sevinçle karsılıyor ve genç gazetecilerin genisleme politikası konusundaki görüslerini en kısa zamanda öğrenmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Onlar kendi kusaklarının önemli kanaat liderleri. Kendilerini, ortak Avrupa geleceğimize iliskin deneyim ve vizyonlarını paylasmaya davet ediyorum. Düsünceleri, kıtamızın seklini belirleyecek olan görüs alısverislerinin beslenmesine katkıda bulunacaktır” dedi.  Basın temsilcilerinden olusan ulusal jüriler, Nisan 2008’de her ülkenin kazanan makalesini seçecek ve makaleler yarısma web sitesinde yayınlanacaktır. Seçilen 35 yarısmacının tümü, bir Balkan ülkeleri gezisine davet edilecek ve Haziran 2008’de çesitli ülkelerin basın temsilcilerinin katıldığı bir konferansa katılma imkanı bulacaklardır. Avrupa’daki 48.000 genç gazetecinin semsiye kurulusu olan Avrupa Gençlik Basını sözcüsü Anna Siitam, kazananların yalnızca ödüllendirilmekle kalmayacağını, aynı zamanda deneyimli meslektaslarıyla ve medya profesyonelleriyle paylasımda bulunma sansına sahip olacaklarını belirterek, bu ödül ile AB ülkeleri, aday ve aday adayı ülkeler arasında yeni bir genç gazeteciler ağı kurulmasına da ortam sağladıklarını vurguladı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;YARIŞMANIN İÇERİK VE ŞARTLARI;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Katılımcılar, Ocak 2007 - 15 Mart 2008 tarihleri arasında yayımlanmıs bir makale ile yarısmaya katılabilirler.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Yarısmaya sununlan makaleler, resmi AB dillerinden birinde ya da aday veya aday adayı ülkelerden birinin dilinde yazılabilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;KONULAR;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- AB’nin gelecekteki genislemesinin faydaları ve zorlukları nelerdir?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- AB’ye katılma, Avrupa Birliği için mi iyi yoksa Yeni Üye Ülke için mi iyi olur?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- AB’ye mensup olmak sizin için ve ülkeniz için ne anlama geliyor?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- AB’yi Yeni Üye Ülkelere açmanın amacı ve/veya değeri nedir?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Avrupa Değerleri“ sizin için ne anlama geliyor?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Kendinizi bir Avrupa vatandası gibi hissediyor musunuz? Ülkenizdeki insanlar kendilerini Avrupa
vatandası gibi hissediyorlar mı?&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Makalelerde Arananlar:&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Dernek, üniversite ve okul yayınları da dahil olmak üzere makalelerin tümü, basılı veya internet
medyasında 1 Ocak 2007 ve 15 Mart 2008 tarihleri arasında yayınlanmıs olacaktır. Yayınlanmamıs bir
makale, basılı ve çevrimiçi medyada 2008 yılı içinde yayımlandığı sürece yarısma amaçlı teslim
edilebilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Makalenin yayınlanmıs olduğu medya organının yazı isleri merkezinin AB Üyesi 27 ülkeden, aday
ülkeler olan Hırvatistan, Türkiye, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyetinden veya güçlü aday
ülkeler olan Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan’dan ve UNSCR 1244 sayılı karar
uyarınca Kosova’dan birisinde yer alması gerekir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;4- Makale en çok 2.000 sözcük olabilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;5- Makalenin gazeteci üslubuyla yazılmıs olması ve kendi ülkesi bağlamında yazarın kisisel bakıs
açısını ortaya koyması gerekir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Makalenin Sunulması:&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Basvurular yarısma web sitesinden veya info@eujournalist-award.eu e-posta adresinden
yapılabilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Basvuru ile ilgili son tarih 15 Mart 2008’dir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;3- Basvurular, doldurulmus olan çevrimiçi giris formunun ve makaleye ait 200 sözcüklük bir özetin
makale ile birlikte gönderilmesi halinde geçeri olur. Bu bilgiler ayrıca info@eujournalist-award.eu
e-posta adresine de gönderilebilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;4-Makalenin taranmıs hali veya, Internet bağlantısı veya makale fotokopisinin yarısma web sitesine
yüklenmesi veya info@eujournalist-award.eu e-posta adresine gönderilmesi zorunludur. Fotokopi
web sitesinden karsıya yüklenebileceği veya e-posta gönderebilineceği gibi MEDIA CONSULTA
International Holding AG, European Young Journalist Award, Wassergasse 3, 10179 Berlin,
Germany adresine de posta ile gönderilebilir. Basvuruların en geç 15 Mart 2008 tarihli posta
damgasını tasıması zorunludur.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;5- Yayınlanmıs bir makalenin yarısma için kopya edilmesi ile ilgili mevcut tüm güçlü telif hakkı
sorunlarının basvuru sahibi tarafından çözülmesi zorunludur.&lt;/p&gt;



&lt;p&gt;Katılım ile ilgili gerekler:&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Katılımcı yaslarının 17-35 arasında olmaları gerekir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Gerekli kimlik bilgileri: soyadı, ad, tabiiyet, doğum tarihi, ikamet adresi, katılım ülkesi, E-posta adresi, telefon numarası, gazetecilik deneyimi, hikaye arastırmacılığı ile ilgili geçmisi&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;3- Makalenin yayınlanmıs olduğu medya organının adı ve yayınlanma tarihi (makalenin henüz
yayınlanmaması halinde: basılması planlanan yayının adını veriniz)&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Makalenin yayınlanmıs olduğunu kanıtlayan taranmıs kopya veya Internet bağlantısı.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;- Nüfus cüzdanı veya öğrenci kimlik belgesi, pasaport, vs. gibi diğer kimlik belgesi fotokopisi
eklenmesi veya akabinde MEDIA CONSULTA adresine gönderilmesi&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;4- Ekip halindeki sunumlar kabul edilmez.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;5- Her basvurunun, yazarın giris formunda yapılacak olan yazılı izin beyanı ile yapılması gerekir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;6- Girdiler iade edilmeyeceğinden katılımcıların sundukları tüm malzeme kopyalarını saklamaları
gerekir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;7- Yarısmaya katılma, Avrupa Komisyonu’na yazarın; sunulan makaleyi yarısma amaçlarıyla ve
orijinal metin için yazarın alacaklandırılması kosuluyla Avrupa Komisyonu tarafından yayınlama
hakkını verdiği anlamına ifade eder.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;8- Avrupa Komisyonu ve Avrupa Gençlik Basını, verilen malzemeyi sunum ve medya amaçlı
kullanma hakkı ile birlikte yarısma ve yarısmanın tesvik edilmesi ve sonuçlarının duyurulması
amacıyla, yazar ismini vererek, makalenin yarısma web sitesinde yayınlanması da dahil bulunmak
üzere çoğaltma hakkını saklı tutar.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Katılımı Kabul Edilmeyenler&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Avrupa Gençlik Basını veya bağlıları, Media Consulta’da veya Avrupa Komisyonu'nda Avrupa
Genç Gazeteci Ödülü Programı içerisinde çalısanlar yarısmaya katılamazlar.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Jüri üyeleri yarısmaya katılamaz.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Kazananların Seçilmesi&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Yarısmaya katılabilen seçilebilir 34 ülkede ve UNSCR 1244’e tabi olarak Kosova’da, üçer medya
temsilcisi ve bir Avrupa Komisyonu temsilcisinden olusan ülke jürileri olusturulur.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Her ülke jürisi kendi ülkesinden yapılan basvurular arasından bir tanesini ülke kazananı olarak
seçer.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;3- Ülke jürilerı kazananları bilginin konu ile ilgisi, konunun orijinal biçimde islenmesi, gazetecilik
üslubu ve yazım kalitesi; okuyucunun ilgisini çekebilme yeteneği ve makalenin hazırlanmasında
gösterilen çaba kriterlerine göre seçer:&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;4- Ulusal jürinin kararı nihai olup, Jüri; yarısma gereklerini yerine getirmeyen herhangi bir girdiyi
reddetme hakkını saklı tutar.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;5- Gazetecilik standartlarına saygısızlıktan süpheye düstüğünde jüri, yazarın kaynaklarını isteme
hakkını saklı tutar.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ödüller&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;1- Kazanan makaleler yarısma web sitesinde yayınlanır.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;2- Tüm ülkelerin kazananları, Avrupa’nın Güney Doğusu’nda iki baskente ziyareti içeren ve 2008 yılı
Haziranında Slovenya'da yapılacak olan kapanıs konferansı ile sona eren 3 günlük grup gezisine davet edilir.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;3- Ödüller yerine nakit verilmez&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.youthpress.org&quot; hreflang=&quot;tr&quot;&gt;http://www.youthpress.org&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description>
    
    
    
      </item>
    
</channel>
</rss>