Demokrasiyi Kolaya mı Değişeceğiz
By Ozi on Saturday, March 15 2008, 15:13 - Permalink
Bu da oldu, birileri istedi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yüzde 47’lik çoğunluğunu elinde bulunduran hükümet partisi AKP’ye kapatma davası açıldı. DTP’ye açılan dava da zaten devam ediyor, nitekim AKP’yi kapatmaya yeltenen zihniyet DTP’yi bir kez daha kapatmakta hiçbir sakınca görmeyecektir.
Oh ne ala değil mi, AKP’yi kapat, DTP’yi de kapat, ne kaldı geriye yüzde 30, e bu kadar uğraşacağımıza oldu olacak bari meclisi de kapatalım efendim. Yok artık dediğinizi duyar gibi oluyorum, ama inanın ki abartan ben değilim, az bile söyledim. Askeri cuntanın gerçekleştirdiği 12 Eylül 1982 darbesi bu söylediklerimin yapılmasında hiçbir sakınca görmeyen önemli imtiyazlara sahip bir kitle yarattı. Türkiye’de demokrasinin askıya alınmasını, askeri yönetime geçilmesini, anayasal TC profiline uymayanların, ne camiye, ne kiliseye ne havraya ne de cemevine alınmamasını isteyenlerin oranı hiç de az değil. 12 Eylü askeri darbesi aklı başında vatanseverleri tasviye ederken, demokrasi taraftarlarını işkence odalarına alırken, kopyala yapıştır mantığıyla 5 günde hazırladığı yeni anayasayı kendi çıkarlarını gözeterek sahiplenecek kitleyi önemli makamlarla mükafatlandırdı.
Özel sektörde ve devletin birçok makamında önemli konumlara getirilen bu kayırmacı zihniyet sahipleri bugün artık yaş haddinden emekliye ayrılırken alt kadrolarını da kendileri gibi insanlarla doldurdu. İşte tam da bu yüzden Türkiyem ne yazık ki bir türlü düzlüğe çıkamıyor. Türkiye’de her şeyin kaymağını hep bunlar yedi, Kürtler ülkeyi bölecek, İslamcılar Türkiye’yi İran yapacak, Aleviler Sünnileri kılıçtan geçirecek, Avrupa bizi yıkmak isteyen dış mihraklar birliğidir diye diye yarattıkları alacakaranlık korku ortamında kendileri lüks apartman dairelerinde yaşamaya devam ettiler ve halkın demokrasi azmini yıllarca ötelediler.
Bu kesim Atatürkçü olduğunu iddia ederler, ki ilginç bir şekilde bu yalanlarına artık kendileri de canı gönülden inanmış durumdalar, ama modern Türkiye’nin kurucusunun halkçılık ilkesiyle hiçbir zaman barışamadılar, çünkü halk onların gözünde milletin efendisi değil. Onların gözünde milletin efendisi Sünni Müslümanım diyen ama haftada en az bir kez meyhaneye giden, Hıristyan, Ermeni veya Kürt olmayan proto vatandaş tipidir, gerisi ise nafiledir, halkın gerçek efendisi devlete ait lüks tesislerde 1 liraya bira-kolan içen, 3 liraya da yemek yiyendir. Herşeyin en doğrusunu onlar bilirler, her şeyin en iyisi de onların olmalıdır aksini iddia eden ise vatan hainidir.
Türkiye’nin üzerinde adeta bir azınlık iktidarı kuran bu kesim statükonun yılmaz savunucusudur. Statükoyu değiştirmek isteyenlerin karşılarında ilk bulacakları bu elitlerimizdir. Genelde silahlı güçleri harekete geçirerek imtiyazlarını bugüne kadar korumayı adet edinmiş elit efendilerimiz, bugün artık farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalmışlardır. Neler yapmadılar ki, önce türban dediler, gaza getirdikleri halkı bölücülerin coplanma mekanları olarak gördükleri meydanlara döktüler. Doldurdukları Gündoğdu, Çağlayan meydanlarından meydanlardan aldıkları gazla haydi seçime dediler, sandıkta yüzde 60’lık bir tokat yediler, gizli güçleri devreye soktular ama o da tutmadı.
Sevgili elitlerimiz şimdi ise o eski yöntemlerine geri döndüler, Türkiye’nin tüm demokratik kazanımlarını, ekonomik büyümesini yok etmek için düğmeye bastılar. Şimdi geç olmadan sormak lazım, sevgili elitler bu yaptığınız demokrasi ayıbı değil mi, haydi demokrasiye önem vermiyorsunuz onu anladık tamam da, e peki 70 milyonun vebalini ucuz bir kola karşılında boşlamaya ne diyorsunuz, ya değer mi Allah aşkına?
Özcan TİKİT
