Gölge Etme Başka İhsan İstemem
By Ozi on Sunday, March 23 2008, 00:39 - Permalink
Uğur Bakıcı, Uluslararası İlişkiler Bölümü,
Cafebabel Istanbul Bilgi Üniversitesi Takım Lideri
TÜRKİYE Cumhuriyeti bugün 27 milyonu aşan genç nüfusu ile geleceğini tartışmak zorundadır.Başka ülkelerin özendiği,imrenerek baktığı,kıskandığı ve beyinsel bir güç olarak gördüğü;sırf bundan dolayı aralarına almak istemedikleri Türkiye Cumhuriyeti trenindeki genç potansiyel;Türkiye’de ezilmekte, yaptığı işlere, projelere, çalışmalara gerektiği desteği çoğu zaman alamamakta ve en kötüsü de toplum ve devlet tarafından beyinsel güç olarak değil fiziksel güç olarak görülerek adeta ‘gölge’ lenmektedir ve bu nedenle kötü yollara yönlendirilmektedir işte bundan dolayı Türkiye geleceğini tartışmak zorundadır çünkü; bu yanlış yollara saptırılan gençler iktidara şans eseri geldiği zaman ülke adeta bir çıkmaza sürüklenecektir.Bu nedenle bunun önüne geçmek gerekmektedir ve Atatürk’ün bıraktığı en değerli mirasimiz olan gençlerin geleceğini başka konulara sapmadan tartışılmak zorundadır..
YAZININ DEVAMI İÇİN CONTINUE LINKINI TIKLAYINIZ
Çok değil birkaç ay önce gençlerin sorunlarını tartışmak üzere gençlerden sorumlu en üst düzey yetkililer tarafından bir toplantı yapıldı ama ne acı bir gerçektir ki ülkede gençlerle ilgili birçok sorun dururken günlerce gündemi bile meşgul etmemesi gereken, tartışılması berki de gereksiz olan sorunlarla uğraştılar.Türkiye’de sorunların içinde yaşayan bir genç olarak devletimizin ve toplumumuzun görmedikleri veya görmek istemedikleri sorunları bir nebze de olsa sesimi duyurmak istedim.Bu gördüklerim ve yaşadıklarım nedeniyle bu sorunların çözülemediği takdirde, tünelin sonu iyice karanlaşacak ve bırakın Cumhuriyetin 100 yılını 2010 yılına kadar tünelin yolu tamamen kapanabilir,trenin içindeki gençler olarak sonu gelmez problemlerle karşılaşabiliriz.Bugünün bir genci ve 2023 yılınında bir yetişkini olarak hemen hemen her gün yaşadığımız ve çoğu zaman önemsemediğimiz gençlerimizin sorunlarını daha fazla birikmeden en kısa zamanda çözmek için çalışmalara başlaması gerektiği düşüncesindeyim.Bu noktada hem gençlerimize hem de topluma bir takım sorumluluklar düşmektedir ama bu sorumlulukları açıklamadan önce Türkiye’de bir genç olarak gençlerimizin ne olarak algılandığına hep birlikte bakmakta fayda var.Gözlemlediğim ve birebir konuştuğum gençlerden yola çıkarak;
Türkiye’de genç olmak demek ;
- Beyinsel değil,fiziksel güç olarak görülmek demek,
- Terör örgütlerinin kucağına itilen adam demek,
- YÖK’e mahkum ve dershanelere potansiyel müşteri demek,
- Senden başka herkesin adına karar vermesi demek,
- Maça taraftar ve koltuk atıp küfür etmek demek,
- Her yıl ÖSS için 9 milyar dolar harcayan demek,
- ÖSS’ye girip 100 kişiden 77’si üniversiteye girmeyen demek,
- Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve asla sonu gelmeyen; ÖSS,Lgs ,Kpss,Kpds,Üds ve okul sınavları demek,
- Koltuk sevdasının başladığı çağ demek,
- İyi bir eğitim görüp işsizlikten 100 kişimizden 59’umuzun yabancı ülkeye kaçması demek,
- Uyuşturucu ve sigara kullanımının 10 yaşına kadar indiği bir gençlik demek,
- Ensesi en kalınından ve mümkünse siyasetten bir dayının,amcanın,teyzenin olması demek, Bu liste daha uzar gider....
Çoğu genç erkek eğer işe alınacaksa beyinsel güç olarak değil de fiziksel güç olarak alınmakta ve ne yazık ki bir çok genç kızımızda beyinsel olarak değil fiziksel güzellik olarak işe alınmaktadır.Bu son yıllarda birçok yerde böyle olmaya başlamıştır.İşe girerken bu potansiyele bakılmaktadır.Bunun önüne geçilemediği sürece başka ülkelerin imrenerek baktığı Türkiye bu sefer başka ülkenin gençlerine imrenerek bakmaz zorunda kalacaktır ve gençlerimiz artık beyinsel bir güç olarak görülmek ve sahip çıkılmak zorundadır..
Bazı illerimizde gençlerimizin yaşam şartları ve olanakları kısıtlı olduğundan berki de devletimizin yetişemediği yetişmek istemediği gençlerimiz yaşam mücadelesini sürdürmek için aileleri tarafından yaşamlarını daha garantiye almak için bu sefer devlete karşı olmaktadır ve devletten toplumdan destek almadığı müddetçe bu devam edecektir....
Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve bir turlu sonu gelmeyen sınavlar nedeniyle hayattan bazen soğuduğumuz, gecemizin gündüzümüzün bir olduğu,hayatımızın en verimli çağlarını bu sınavlara girerek harcadığımızı ve bu sınavların her genç gibi kalkması gerektiği kanaatindeyim ve sınav yerine projeler verilmesini bu sayede de gençlerimizin daha verimli çalışacağı görüşündeyim.Sınavdan sınava çalışan ve eminim ki hepimizin sınavdan sonra tüm bilgilerin beynimizden adeta uçup gittiği bir gençlik olarak sınavların kalkmasını istiyoruz ve yarış atı muamelesi görmek istemiyoruz,hayallerimizin peşinde koşmak istiyoruz sırf tek bir sınav yüzünden hayallerimizin yok olmasını istemiyoruz
Ve maalesef koltuk sevdası bu yaşlarda başlıyor bunun önüne geçmemiz gerektiği kanaatindeyim burada gençlere daha çok iş düşüyor.Koltuk sevdası nedeniyle birçok gencin engellendiğini ve sahip çıkılmadığını; bizzat kendimde yaşadım ve bir çok üniversitede de şahit oldum.Bunun en tipik örneği de üniversitelerdeki tipik öğrenci temsilcilikleridir.Genç arkadaşlarım koltuk sevdasını bırakmaları gerekiyor ve kişilerin değil kurumların kalıcı olduğunu hiçbir zaman akıllarından çıkarmamaları gerektiğini düşünüyorum.
Genç bir ülkenin gençleri olarak şuan için bir çok sorunla karşılaşmaktayız ve çözüm beklemekteyiz bu çözüm elbette sadece devletten bekleyemeyiz Atatürk’ün de gençliğe hitabede belirttiği gibi ülkeyi kötü durumdan kurtaracak olan yine biz gençleriz ama bu güce sahip olmak durumundayızBbunun için; Öyle bir oluşumda yer almalıyız ki;
- Geçmişi ve geleceği bize ışık tutsun,
- Siyasi yozlaşmaya bulaşmamış olsun
- Koltuğunu ülke için hizmet aracı olarak görsün
- Yönetimde ensesi en kalınından bir dayı ile veya torpille değil de bilgi birikimi ile yer alsın
Türkiye Cumhuriyeti trenindeki gençliğe yol gösterildiği ve destek verildiği sürece,bu kadar genç potansiyele sahip ve güzelliklere sahip bir ülkeden beyin göçü engellenir ve gençlerimiz o zaman başka devletlerde ve terör örgütlerinin kucağında aramak zorunda kalmaz kurtuluş çaresini.Yeter ki gençler ‘gölgelenmesin’ çünkü;Türkiye'nin bugünü ve yarını gençlerimizdir. Bu nedenle Türkiye'nin gençlere verebildiği imkanlar sunduğu fırsatlar ne kadar acık olursa işte o zaman gençlerin ülkeye katacakları da o kadar fazla olacaktır ve o zaman gençlerimiz aşağıda da yer alan, maalesef çoğu gencimizin şuan ne durumda olduğunu açık bir şekilde anlatan ve yine bir gencin yazmış olduğu şiirdeki bu vahim durumdan kurtulmuş olacaktır....
Genç olmanın ne demek olduğunun bilincindeyim
Bosna-hersek’i haritada bulamasam da
Sınavdan sınava kitap okusam da
Michael jackson’ın ayakkabı numarası daima ezberimdedir.
Genç olmanın ne demek olduğunun idrakındayım
Matematiğe kafam hiç basmaz
Ama birinci ligin puan durumunun her hafta farkındayım, olacağım.
Genç olmanın ne olduğunu benden iyi kim bilir ki?
Kim bilir bu gidişin duruşu olacak mı?
Babam karnemi gördü,vurusu olacak mı?
Genç olmanın ne demek olduğunu tahmin bile edemezsiniz
Edebiyatla ilgim red kit’e kadar
Benim yazacağım şiir anca bu kadar
Tevellüt oldu yirmi kusur
Zeka yaşım beş..

Comments
Geçtiğimiz hafta M. Ali Birand'ın Bilkent Üniversitesi'nde gerçekleştirdiği programa katılan hukuk fakültesi öğrencilerini dinleyince şok oldum, bu nasıl hukuk öğrencisi diye karalara bağlayasım geldi, tek adam akıllı yorum muleküler biyoloji öğrencisinden geldi "Yarın öbür gün bir deli 3. dünya savaşını çıkarırsa bizi ne laiklik ne de AKP kurtacak, kurtarsa kurtarsa bilim kurtarak" dedi ve noktayı koydu. İşte tamda o programın etkisindeyken biyoloji öğrencisinin sözleri teselli için yetersiz gelirken Uğur'un yazısı ilaç gibi geldi. Ülkenin geleceğine umutla bakmak için moral depoladım diyebilirim, teşekkürler