Danimarka’nın alternatif Okulu Højskole’de güvenli seksin nasıl uygulandığını öğrenin
![]()
Yazan Valeria Zincone - Brenderup (Türkçe tercüme: CSD desteğiyle)
Sınava girmeden, kişiye özel serbest ders programı ve öğrenme hızı ile 'Højskole' okulu rekabetsiz (ve diplomasız) bir eğitim programı sunuyor ve her öğrencinin kendi yaratıcılığını özgür bir biçimde ifade etmesini ve toplum içinde yaşamasını sağlıyor.
Højskole’un kendisi için ne ifade ettiğini sorduğumda Brenderup Danimarka’da bulunan bu okullardan birinin müdürü olan Ole Dedenroth gülmeye başladı. Daha sonra bisikletinin sepetindeki kahve fincanını nazikçe dengeleyerek duvara parmakları ile ‘ilham almak’ diye yazdı. Bana dönerek şu sözleri ekledi: 'Ve ilham vermek'. 'Højskole’de öğrenmek istediğinizi öğrenirsiniz' Dedenroth'un görüşünce çoğu zaman eğitim yükümlülük ile eşanlamlı değildir. Tabi ki okul – doğru ve vazife olan – tüm her şeye açık olmalı ancak neden keyifli ve eğlenceli şeylere de bağlı olmasın? ‘Højskole’de,' Ole, 'ne öğrenmek istiyorsan onu öğreniyorsun’ diyor. Öğrencilerin beyinlerine büyük doğruları işlemeye çalışmıyoruz bunun yerine kendi sorularına cevap bulmak için uygun gereçleri kullanmalarına yardımcı oluyoruz.'
Programda Brenderup okul logosu Hayali bir ideal olmaktan çok öte. ‘Halk Lisesi’ fikri tamamen Danimarkalılara has bir buluş. 19. yüzyılda Papaz Nikolaj Frederik Severin Grundtvig tarafından kurulan enstitüler konuşma ve sosyal etkileşim aracılığı ile ‘öğretim’ ilkesi üzerinde faaliyet gösterir. Kariyer inşa etmek için herhangi bir diploma verilmemektedir fakat bu okullardaki öğrenciler, grup olarak gelişiyorken yeni becerilerle bütünleştirilmek için ‘hayatın’ içine atılırlar, daha olgun ve daha bağımsız hale geliyorlar, demokrasi ve eşitliğin değerlerini benimsiyor ve her geçen gün biraz daha yaratıcı olmaya çalışıyorlar. Öğrenciler birbirlerinden öğreniyorlar.
Halk Liselerinden her biri öğretilerini, her biri içerisinde sağlam sanatsal mevcudiyet bulunan belirli konu alanları etrafına dayandırıyorlar. Odense yakınlarındaki Brenderup’ta örneğin, öğrenciler arasında halk müziği, sanat, Danimarka dili veya uluslar arası ilişkilerinde bulunduğu birçok temel ders seçme şansına sahip. Buna ek olarak, Danimarkaca, İngilizce tartışma seminerlerinin de dahil edildiği ve daha pratik olan geri dönüşüm ürünleri tasarlamak ve seramik gibi sayısız seçenekler öneriliyorlar. Bu ders konuları daha meslek içerikli konuları kapsarken tüm günler gıda ve beslenme ya da ‘güvenli seks nasıl uygulanır’ konuları hakkında bilgi edinmek için harcanabilir. Haftalık kültürlerarası atölyelerde bu programa dahil edilmişlerdir ve öğrenciler fiziksel spor etkinlikleri organize edebilir veya bu etkinliklere katılabilirler: futbol, voleybol, badminton (tenis benzeri bir oyun)…
HATA YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Bu okullardan birine kaydınızı yaptırabilmeniz için geçmeniz gereken sadece iki ölçüt mevcut bulunmakta: ilk olarak 17 yaşından büyük ve ikinci olarak ta herkesle iletişim kurmanızı sağlayan bir dil konuşuyor olmalısınız (Danimarka’ca, İngilizce ve daha ender olan Almanca gibi). Okullara tüm uluslardan olan öğrenciler kabul edilir ve okullar özel olmalarına rağmen kısmi olarak devlet aracılığı ile doğrudan okula gönderilen burs ve geri ödenmesine ihtiyaç olmayan yardımlar aracılığı ile finanse edilir. Kuruluşlardan her biri öğrenci çoğunluğunu Danimarkalı (veya Grönlandlı) öğrencilerin oluşturduğundan emin olmalıdırlar fakat bundan sonra Avrupalı olmayan vatandaşların öğrenci vizesi için başvurmalarında 'Højskole' a kabul edildiklerine ilişkin bir yazı ibraz etmeleri yeterli olacaktır.
![]()
Öğrenci yaş ortalaması 24 olup öğrencilerin kuruluşta kalacakları süre 4 ila 10 ay arasında değişmektedir. Bu sebepten orada karşılaşacağınız öğrencilerden her birinin hayat hikâyesi ve gelecek hedefleri, Almanya’dan gelen Anne Marie ve orada dört ay süreyle kalacak olan gibi birbirinden çok farklıdır. ‘Liseyi Temmuz ayında bitirdim’ diyerek başlıyor söze 19 yaşındaki genç. ‘A-seviyeleri ve üniversiteye başlama’ arasında bir yıl erteleme kullanmak Almanya’da epey alışılmış bir durum haline gelmiştir. ' 17 yaşında olan Sigmar, İzlanda’nın uzak adalarından birinden gelmiş’. 'Lise eğitimimin sonlarına gelmiştim’ diyor. ‘Büyüyünce hakikaten sanat okuluna gitmek istiyor muyum diye kendime sormaya başladım. Bu sebepten, bu okulda dört ay geçirmeye karar verdim; sanatın benim için olup olmadığını görmek istedim.’ 27 yaşındaki Marco bir Meksikalı ve okulun en yaşlı öğrencisi ayrıca okulun ilk öğrencilerinden biri. ‘Burada’ diye sözlerine başladıktan sonra ‘fikir ve projelerinizi geliştirme imkanı buluyorsunuz ve aynı zamanda hata yapma hakkına sahipsiniz’ konuşmasını noktalıyor.
